Haiku çoğu zaman yanlış bir yerden anlaşılır.
kısalığı nedeniyle kolay sanılır; oysa haiku, öğrenildikçe zorlaşan bir yazı biçimidir.
şair, zamanla neyi yazmaması gerektiğini öğrenir.
fazlalıklar, açıklamalar ve süsler geri çekilir; geriye az ama yoğun bir anlam kalır.
*
haiku sezgiyle başlar.
ilk anda bulunan dize çoğu zaman daha sessiz ve daha kalıcıdır.
sonradan yapılan bilinçli müdahaleler, şiiri açıklamaya yaklaştırır ve yük bindirir.
bilgi, sezginin önüne geçmemeli; onu yalnızca sınamalıdır.
*
bu nedenle haiku anlatmaz, işaret eder.
çok örnekle ya da uzun açıklamalarla öğretilemez.
çelişki duygusu taşır: çözülecekmiş gibi durur ama tam olarak çözülmez.
okuru, anlamın eşiğinde bırakır.
*
haiku’nun temel öğeleri doğadan bir parça, anlık bir duygu ve mevsimsel bir sezgidir.
mevsim yalnızca takvimsel bir veri değildir; dünyanın kendisi yaşayanlar için bir mevsimdir. bu sezgi bazen doğrudan adla değil, duyumla kurulur.
*
haiku derinleştikçe şair çevresinden uzaklaştığını hisseder.
bu bir üstünlük değil, bir yalnızlaşmadır.
çevre anlatı isterken haiku suskunluğu seçer.
gürültüyle değil, aralıklarla konuşan bir dil bu.
*
haiku, kenarda durarak yazılır.
kalabalığın ortasında değil; arka sokaklarda, kıyıda, kuşların ve suların yanında.
basit göründüğü kadar zor; zor göründüğü kadar sade olması gereken de budur.
