Bazı insanlar görev yaptıkları kurumla değil, dokundukları hayatlarla anılır. İsimleri bir unvanın önünde değil, insanların hafızasında yer eder. Büyükliman havzasında Aydın Hoca denildiğinde oluşan his tam olarak budur.
Çarşıbaşı’nın evladı olan Aydın Kant, uzun yıllar Vakfıkebir Devlet Hastanesi’nde önce hekim, ardından yönetici ve nihayetinde başhekim olarak görev yaptı. Ancak onu bölge insanı için farklı kılan şey, taşıdığı makamdan çok kurduğu insani bağlar oldu.
Tevazu dolu kişiliği, mesleki kimliğinin hep önünde yürüdü. Hiçbir zaman insanların kartvizidine, pozisyonuna, mertebesine bakmadı. Onun yaklaşımında önce insan vardı. Hasta ya da hasta yakını… Herkesle kurduğu diyalogda resmi bir mesafe değil, samimi bir yakınlık hissedildi.
Büyükliman’daki birçok insan için hastane kapısı sadece sağlık hizmeti alınan bir yer değil, aynı zamanda anlayış ve destek bulunan bir adres haline geldi. Hasta yakınlarıyla sevinen, onların üzüntülerini içtenlikle paylaşan, stresli ve sıkıntılı günlerde yanında olduğunu hissettiren bir başhekim vardı.
Doğan bir çocukta sanki kendi ailesinden biri dünyaya gelmiş gibi mutlu olan, zor bir haberde karşısındakinin yükünü gerçekten hisseden bir hekim…
Bu güven duygusu, bölge insanının sağlık arayışını da doğrudan etkiledi. İnsanlar 50–60 kilometre yol kat edip büyük şehir hastanelerine gitmek yerine, gönül rahatlığıyla Vakfıkebir’i tercih etti. Bu yalnızca bir alışkanlık değil, bir güven ilişkisiydi.
“Nasıl olsa bizim başımızda Aydın Hoca var.”
Bu cümle, Büyükliman havzasında azımsanmayacak kadar çok insanın dilinden geçti. Çünkü biliyorlardı ki karşılarında sadece bir yönetici değil, gerçekten çözüm arayan, gerçekten dertlenen bir insan vardı. Bu yaklaşım hem hastane işleyişini kolaylaştırdı hem de sayısız insanın duasında yer buldu. Aynı zamanda Trabzon’daki hastanelerin hasta yükünün azalmasına dahi katkı sundu.
Aydın Hoca’nın hastanede oluşturduğu kurumsal yapı ise geride kalan en kalıcı miraslardan biri oldu. Kurumlar insanlarla büyür, ama doğru kurulan sistemler sayesinde ayakta kalır. Bugün o yapı, bundan sonraki çalışmalar için önemli bir rehber niteliği taşımaktadır.
Akademik yolculuğunu profesörlük hedefiyle sürdürmek adına Vakfıkebir Devlet Hastanesi’nden ayrılmak zorunda kalması, bölge insanı için bir veda gibi görünse de, onu tanıyan herkes bilir ki bazı bağlar mesafe ile kopmaz.
İnanıyoruz ki Aydın Hoca’nın eli, gözü, fikri yine bu topraklarda olacaktır. Tirebolu’dan Akçaabat’a uzanan bu havzada, insanların gönlünde kurduğu yer kolay kolay silinmeyecektir.
Büyükliman havzası, verdiği hizmetler, kattığı değer ve en önemlisi hissettirdiği insanlık için kendisine müteşekkirdir.
Yolu açık olsun hocamızın…