Trabzon İl Müftüsü Keramettin Demir Beyefendi Kadir Gecesi münasebetiyle yayınladığı mesajının bir yerinde “Hayatımızı Kuran’a ve sünnete göre tanzim etmeliyiz” diyor.
Diyor da, bence bu dileğin gerçek manasını vatandaşa açıklayacak olan din adamlarına büyük görevler düşüyor.
Özellikle cuma günleri hutbeden konuşanlara..
Çünkü, Kuran’a ve sünnete göre yaşamak denince bizde hep olayın ibadet kısmı anlatılır, anlaşılır.
Oysa Kuran’a ve sünnete göre yaşamak başta Peygamberimiz olmak üzere yakın çevresinin ve değerli din alimlerinin hayatın gerçekleri karşısında nasıl davrandıklarını bilmek ve uygulamakla olur.
İşin sadece ibadet kısmını alır da bunları ihmal ederseniz...
İsterseniz düz duvarda 24 saat namaz kılın..
Ya da ömür boyu sahursuz, iftarsız oruç tutun..
Kuran’a ve sünnete göre yaşamış olamazsınız..
**
Örneğin, peygamberimizin para, mal, mülk konusundaki görüşleri ve kendi hayatındaki uygulamaları nasıldı?
Özellikle kul hakkı konusunda ne düşünüyor, nasıl davranıyordu?
Gıybet, dedikodu, ayak kaydırma, kuyu kazma, kin duymak, haset etmek gibi konularda neler öğütlüyordu?
Kuran’ın devlet malı ile ilgili emirleri nedir, peygamberimizin bu konudaki uygulamaları nasıl olmuştur?
**
Ayrıca..
Gereğinden fazla serveti, aşırı derecede mal varlığı olduğu halde, bunu daha da çoğaltmak için uğraşan ancak, yanında asgari ücret bile vermeden sigortasız işçi çalıştıran kişi, Kuran’ın ibadetle ilgili tüm emirlerini eksiksiz yerine getirdiği için hayatını Kuran’a göre tanzim etmiş sayılır mı?
**
Yani demek istemem o dur ki...
İşin sadece öbür dünya kısmına abanıp,
Kuranın ve sünnetin hayata dair uygulamalarının adını bile anmamakla Kuran ve sünnete göre yaşamak mümkün müdür?
Ve de din adamlarımız, dinimizi anlatırken bu konulara da ağırlıklı olarak ne zaman gireceklerdir!