Biliyorum; şu aralar çok sinirlisin/ gerginsin!
Çok da duygusalsındır;
Çatlamaya hazır baraj gibisindir,
Dokunsalar ağlarsın...
Üstelik hayli yorgunsundur;
Ne ayakta duracak, ne yürüyecek, ne de oturacak halin vardır!
Bunalttılar, daralttılar, sıktılar, bıktırdılar seni; Nefret ettirdiler, soğuttular futboldan...
Uyku da girmiyordur gözüne.
Uyusan bi dert, uyumasan başka dert.
Uyusan; rüyalarına girer Trabzonspor’a yapılanlar.
Uyumazsan; her an aklındadır Trabzonspor’un emeğini çalan namertler...
***
Biliyorum; yapılanları yediremiyorsun kendine...
Haykırmak-bağırmak istiyorsun!
Ama kime ne?
İsyan etmekte haklısın,
Hem de sapına kadar..!
 ***
 Amma velâkin; Pes etmek, yılmak/yıkılmak, teslim olmak yok...
 Trabzonspor’u yalnız bırakmak da...
 ***
 Nasıl ki Trabzonspor’a bunları yapmaya kimsenin hakkı yok ise,
 Bilmelisin ki;
 Trabzonspor kimsenin babasının tapulu malı değildir;
 O hepimizindir,
 O, anamızdır,  babamızdır, dedemizdir, nenemizdir, bacımızdır, kardeşimizdir, çocuğumuzdur, kısaca her şeyimizdir.
***
O halde, hala niye ve neyi
bekliyoruz!
Gün bugündür;
Bugün, Trabzonspor’un her günden-her yıldan daha çok ihtiyacı var biz(ler)e.
Bekletmeyelim Trabzonspor’u, yalnız bırakmayalım o’nu;
Hep birlikte, el ele, kol kola gidelim Avni Aker’e, 70’li/80’li yıllarda olduğu gibi;
Bursa’da, Ankara’da, İstanbul’da, Sakarya’da, Kırşehir’de, Nevşehir’de,  kısacası dünyanın dört bir yanında yaşayan Trabzonsporluların yüzü suyu hürmetine Avni Aker’e koşalım...
Babasından aldığı harçlığı yemeden- içmeden biriktirip, Trabzonspor uğruna harcayan öğrencilerin yerine tribündeki yerimizi alalım...
Her sabah kalktığında Trabzonspor aşkıyla yanıp tutuşanlar, gökyüzüne baktıklarında oklavanın altında ezilmişçesine incelen bulutlara        “Beni de Avni Aker’e götür” diyen renkdaşlarımız için su gibi akalım.
Gurbet elde şafak vakti işe gidip, akşamın karanlığında eve döndüklerinde, Trabzonspor’un maçını izlerken, üstü kiremit kaplı evleri gördüklerinde “Şuracıkta olsam, oracıkta Fırtına’mı izlesem” diyen gardaşlarımızın yerine kuşlar gibi uçalım...
Gol kaçtığında dizini döven, saçını-başını yolan, elleriyle masaları-duvarları yumruklayan Trabzonsporlular için ellerimiz patlayıncaya dek alkışlayalım...
O’nun yoluna-uğruna can veren futbol şehitlerimiz için dudaklarımız çatlayıncaya kadar bağıralım:
“Asla yalnız değilsin”
“2011 yılının şampiyonu sensin”