Eski bir tabir ama bütün zamanlarda insanlığın vazgeçemediği bir şey.
Kimi zaman kişiler kimi zaman kurumlar kimi zaman da devletler bu mesleği icra eder.
Kısaca vurgunculuk anlamına gelir.
Eski sözlüklerde ihtikar için:
"Bir şeyi kıymetlensin diye saklamak. İnsanların veya ehlî hayvanların yiyeceklerine âit şeylerin satış kıymetleri yükselsin diye kırk gün kadar saklamak. Böyle yapan kimseye muhtekir denir.  Vurgunculuk, bozgunculuk" açıklamaları veriliyor.
Anlaşılan bu kadim bir sanat.
Her dönemde her yerde her devlette ihtikarcılarla karşılaşmak mümkün..
Bir de şu gerçek var;
Dünya döner, asla bu meslek erbapları anlayışlarından dönmezler.
Günümüzde spekülatör olarak Avrupa lisanından alınma sözcükle açıklanan şeyi en güzel karşılayan kelime kuşkusuz vurguncu sözcüğüdür.
Malı götürmek, haksız büyük kazançlar elde etmek, rant peşinde koşmak gibi bilinen diğer anlamları zaten rutindir.
İhtikarcılığın mal mülk götürme anlamının yanında..
Edep ihtikarcılığı..
Siyasi ihtikarcılık gibi yan anlamlarını da es geçmemek gerekir.
Çağımızda her boyutuyla karşılaştığımız bu eski kavram hayatın her alanında kendini gösteriyor.
Kimi arsa vurgunuyla, kimisi ihracat vurgunuyla kimisi de nüfuz vurgunuyla ihtikarcılık yapıyor.
Menfaat kelimesinin arabası olan bu kavram malı götürmede vasıta görevi üstleniyor.
Tabii bu vasıta bu dünyada güzel güzergahlarda dolaşsa da duvarın arkasındaki gerçek dünyada volkanlar içinde ateşin merkezine doğru yol alacak.
Tüyü bitmemişlerin hakkını, kir denizine attığı oltayla sepetine koyandan bunun faturasını ödemesi elbette istenecek.
Faturaları birilerine vurgunla fatura etmek cazip gelse de..
Hiç affı olmayan, kul hakkı konusunda terazisi hassas olan tahsildar..
Hakkı teslim edecek, kaçarı yok.