Haristir insan. Hem bedeni arzuları hem de dünyevi istekleri yular tanımaz. Siz onun düzgünlük sakızı çiğnemesine aldanmayın. Nefsini saniye saniye terbiye edecek bir iksir içmemişse hata bataklığına saplanmak çok kolaydır insan için. Yıllar önce bir büyüğümle sohbetimizde birisini kastederek 'o haram yemez' deyişime 'ağzı var mı, varsa yer' dediğini hiç unutmam. Erdem, yüce değerler ve ideallik hikayeleri, sadece masaldır.
Dediğimin delili Kuran'da; ne diyor kutsal kitabımız.
Allah haram yeme demiyor, harama yaklaşma diyor. Çünkü yememe gibi bir fren olmadığını bilen Rab, yaklaşma deyip yaklaşırsan dayanamayıp yersin gerçeğini en güzel şekilde anlatıyor.
İnsanı naturasına uygun yönetmek için denetleyecek mekanizmalar olmadıkça, onu yönetemeyeceğimiz gerçeğini bilmemiz gerekir. Kanun, kaide, tüzük, yönetmelik, örf kavramlarının varlık sebebi, insanı başıboş bir şekilde yönetemeyeceğimizin delilleridir.
Cebi varsa, o insan kurallara tabi olmalıdır. Cebi yoksa o zaten ölüdür.
İnsan zaaflarla yaşayan, egosu zannedildiğinden yüksek varlıktır. Mahşer gününde herkes sevdiklerinden kaçacak doğrudur, ama insan çıkarları söz konusu olduğu zaman zaten bu dünyada da kaçak yaşar. Tam damarına basıldığında ne kadar tekçil olduğunu herkes görebilir.
Şahsiyet dediğimiz şey önemlidir ama pamuk ipliğine bağlıdır. Bir anda şahsiyet şahsileşebilir.
Terbiye ölçülü davranmaktır, bu haslet de ölçüsüzlük cazip olana kadar sürer.
Karun'la Harun zıt olsa da insan çoğunlukla Karun'a akrabadır.
Doyuramadığı sadece mideyse aç, doyuramadığı bütün varlığıysa o zaman o insandan kaç derim.
Yirmi dört saatte insanın birkaç saati ancak düz bir yol tutar. Diğer saatler dolambaçlı, dikenli ve yamuk olur.
Rakamlara ve kavramlara dökerek anlatırsak insanı, inanın rakamlar da utanır kavramlar da. Saniye saniye iyi insan olmak keşke mümkün olsa da herkes mutluluğun temel tutabileceğine gerçekten inanabilse..
İnsan denetlenmeye muhtaç olmasaydı katip meleklere Allah görev verir miydi?