Biz mi rakipten korkuyoruz yoksa rakip mi bizden korkuyor anlayamıyorum. Yine korkak bir taktik anlayışıyla oyuna başladık. Takım tertibine bakıyoruz, sahada bu zamana kadar şansını kullanamayan Fatih ilk 11’de. Aynı mevkide daha faydalı olacağına inandığımız Yusuf sahada yok. İki ön liberolu bir oynun anlayışımız var. Bunlardan biri Constant, diğeri Medjani ve önlerinde Mehmet Ekici. İyi bir takımın orta sahasında görev yapan oyunculardan beklenen hiçbir katkı sunamıyorlar. Constant biraz daha sahada canlı gibi. Rakibe üstünlük sağlamamız gereken bir müsabaka oynuyoruz. İlk 45 dakikada ne iki bekimizi hücuma taşıyabiliyoruz ne de hücumdaki varlığımızı etkinleştirebiliyoruz. 30-35 dakikada dağınık futbolunu nispeten toparlayan Trabzonspor devreyi 1-0 mağlup bitiriyor. Devre arasında değişiklik yapıyoruz. 1-0 mağlup durumdayken hücumda etkili olacak bir Yatabare ilk oyuncu tercihi olmuyorsa bu değişikliği yapan düşünceye şiddetle karşıyım. İkinci yarında rakibin kazandığı kontra atakta rakip golü kazanamadı ama biz Onur’u kaybettik. 67. dakikadan sonra rakip takıma baktığımızda ne yaptığını bilmeyen sadece sahada dolaşan bir görüntü karşısında Trabzonspor’un bilinçli ve organize atağı yok. Ama baskılı ve hücumda etkili görüntü veren bir Trabzonspor var. Bu oyun neticesinde Trabzonspor’un yakaladığı gol pozisyonu var. Ama onları da becerip gole çeviremedik. Son 15 dakikada rakibin 10 kişi kaldığı süre içerisinde yine kontrollü bir oyun anlayışı yok. Tamamiyle halk değimiyle şişirme futbol anlayışı var. Bu anlayışın da sonucunda gol bulamayan Trabzonpor sahadan yenik ayrıldı. İşin en üzücü tarafı bir takımın hocası dışarı mı atılır! Bu hoca mı idare edecek takımı? Bana öyle geliyor ki Halilhodzicin kafasında gizli bir düşünce var. Trabzonspor camiasını bezdirip kendi lehinde çıkacak olan kararı bekliyor. Gönlümüze su serpen olay ise Bosingwa’nin örnek oluşlu. Tebrike şayan bir 90dakika oynadı. İnşallah bugünkü mağlubiyet bize pahalıya mal olmaz.