Son iki maç bir takımın nasıl değiştiğini, teknik direktörün düşüncelerinin sahaya ne ölçüde yansıdığını ve oyuncuların ortak bir futbol aklı etrafında buluşup buluşamadığını gösterdi.
Thomas Reis’in gelişiyle birlikte Trabzonspor’da önemli bir değişim yaşanıyor. Galatasaray karşısındaki 4-0’lık galibiyetin ardından Samsun deplasmanında da ne istediğini bilen, sahada doğru konumlanan, hücumda acele etmeyen ve oyunu kontrol eden bir takım izledik.
Trabzonspor ilk yarıda rakibine ciddi bir üstünlük kurdu. Hücum oyuncuları topun kıymetini bildi. Mustafa Eskihellaç, Muçi ve Aral Şimşir üzerinden geliştirilen organizasyonlar, hücumdaki hareketlilik ve merkezden gelen destekle birleşince ortaya farklı hücum seçenekleri çıktı. Muçi, Nwaiwu ve Franculino’nun golleri de bu çeşitliliğin karşılığıydı.
Asıl önemli gelişme, Trabzonspor’un artık hücum etmekle acele etmeyi birbirinden ayırmaya başlaması.
Liverpool’da Jürgen Klopp’un yardımcısı Pepijn Lijnders, Fabinho’ya çok anlamlı bir lakap takmıştı: Deniz Feneri. Samsunspor karşısında Fabinho’yu dikkatle izleyenler bu benzetmenin ne kadar isabetli olduğunu görmüştür. Top nereye giderse sanki Fabinho önceden oradaydı. Rakibin pas kanallarını kapatıyor, ikinci topların düşeceği alanları seziyor ve oyunun temposunu belirliyor.
Büyük orta saha oyuncularını diğerlerinden ayıran özellik budur. Top ayağındayken yaptıklarından çok top başka yerdeyken oyuna nasıl hükmettikleri önemlidir. Fabinho, Trabzonspor’un orta sahasına futbol aklı kazandırıyor. Onun varlığı, takım arkadaşlarının da daha doğru pozisyon almasını sağlıyor.
Trabzonspor üç farklı önde. Rakibine üstünlük kurmuş ve maçın kontrolünü eline almış. Her şey yolunda giderken Melih Kabasakal sahneye çıkıyor! Rakibin sana sert müdahalede bulunmuş. Hakemin değerlendireceği bir pozisyon var. Sen ne yapıyorsun? Gidip adama kafa atıyorsun! Arkadaş bu nasıl bir futbol aklıdır? Bu seviyede bu tecrübede ve üç farklı önde olduğun bir karşılaşmada böylesine sorumsuz bir hareketin mazereti olamaz.
Melih, Trabzonspor kariyerine iyi başladı. Millî takım seviyesine yükseldi. Bu karşılaşmaya da iyi başlamıştı. Ama profesyonellik, yetenek kadar duygularını kontrol edebilme becerisidir.
Bir anlık öfkeyle takım arkadaşlarının emeğini, teknik direktörünün planını ve kulübünün hedeflerini tehlikeye attı. Üstelik Avrupa maçının yaklaştığı, yoğun fikstürün başladığı bir dönemde arkadaşlarını yaklaşık 50 dakika on kişi mücadele etmek zorunda bıraktı. Fabinho ile Melih arasındaki futbol zekâsı farkını anlatmak için bu maç yeterliydi. Birisi aklıyla oyunu yönetirken diğeri öfkesine yenilerek bütün takımın oyun planını bozdu.
Thomas Reis’in kısa sürede değiştirdiği en önemli şey, oyuncuların birbirleriyle kurduğu futbol ilişkisi. Trabzonspor artık topu nereye taşıyacağını, nerede baskı yapacağını, hangi alanları kullanacağını ve topu kaybettiğinde nasıl konumlanacağını daha iyi biliyor. Galatasaray’a dört, Samsunspor’a üç gol atan Trabzonspor’un bu iki karşılaşmada ortaya koyduğu oyun, çalışılmış bir organizasyonun izlerini taşıyor. Elbette iki maç üzerinden büyük hükümler vermek erken. Ancak değişimi görmezden gelmek de haksızlık olur.