Trabzonspor, Samsunspor deplasmanında futbolun iki farklı yüzünü gösterdi. İlk yarıda oyunu yöneten, temposunu belirleyen, sahaya doğru yayılan ve rakibine üstünlüğünü kabul ettiren bir takım vardı. İkinci yarıda ise aynı takım, bir futbolcusunun sorumsuzluğu nedeniyle bütün oyun planını değiştirmek zorunda kaldı.

Thomas Reis'in Trabzonspor'u ilk 45 dakikada ne yapmak istediğini bilen bir takım görüntüsündeydi. Bordo-mavililer topu gelişigüzel dolaştırmadı. Sabırlı paslarla Samsunspor savunmasının dengesini bozmaya, doğru boşluğu bulmaya çalıştı. Sahaya yerleşimi, oyuncular arasındaki mesafeleri ve ikili mücadelelerdeki direnci olumluydu. Oyunun temposunu istediği gibi ayarladı.

Samsunspor ise Trabzonspor'un geriden topla çıkarken bıraktığı alanları değerlendirmeye, savunma arkasına gönderdiği toplarla pozisyon üretmeye çalıştı. İlk yarıda istediği futbolu oynayan taraf Trabzonspor'du. Muçi'nin golü bu sabırlı oyunun karşılığıydı. Ardından iyi hazırlanmış bir korner organizasyonunda Nwiwu farkı ikiye çıkardı. Dju'nun golüyle skor 3-0'a geldi.

Üç gol, üç farklı hücum katkısı...

Dju'nun performansını yalnızca attığı golle değerlendirmek haksızlık olur. İleri uçta pas alışverişlerine katıldı, orta sahanın öne taşınmasını kolaylaştırdı, hücum bağlantılarının kurulmasında etkili oldu. Bu maç, Dju ile Onuachu arasındaki tercihin yalnızca golcülük üzerinden tartışılamayacağını da gösterdi. Bir santrforun takım oyununa katkısı, bazen attığı golden daha fazlasını anlatır.

Orta sahada Fabinho denge unsuruydu. Gösterişten uzak ama son derece önemli bir görev üstlendi. Takımın merkezdeki yerleşimini korudu, savunma ile hücum arasındaki bağlantının sürmesine yardımcı oldu.

Savunmada ise Nwiwu'ya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Doğru yer tuttu, zamanında müdahaleler yaptı, rakibin hücumlarını iyi okudu. Üstelik duran top organizasyonunda golünü de attı. Bir savunmacının hem kendi ceza sahasında hem de rakip ceza sahasında ne kadar değerli olabileceğini gösterdi. Hiç kuşkusuz maçın yıldızıydı...

Bütün bu olumlu tabloya rağmen ilk yarının sonunda yaşanan bir olay, maçın hikayesini değiştirdi.

Melih Kabasakal'ın kırmızı kartından söz ediyoruz.

Takımınız 3-0 önde. Oyunun kontrolü sizde. Hakem ilgili pozisyonda kararını lehinize vermiş. Rakibinizin tribünleri bile yönetime tepki göstermeye başlamış. Böyle bir ortamda rakibe kafa atmanın hiçbir açıklaması olamaz! Bu mücadele hırsı değildir, sorumsuzluktur.

Melih yalnızca kendisini oyun dışında bırakmadı. Takım arkadaşlarının emeğini riske attı, teknik direktörünün bütün hesaplarını değiştirdi.

Samsunspor'un ilk yarıda başaramadığını, Melih Kabasakal tek bir hareketle başardı; Trabzonspor'u kendi oyunundan uzaklaştırdı.

* * *

Thomas Reis ikinci yarıya Muçi'nin yerine Ozan Tufan'ı alarak başladı. Orta saha güvenliğini artırmak, merkezdeki direnci korumak istiyordu. Trabzonspor topu Samsunspor'a bıraktı. Daha geride, daha tedbirli oynamaya başladı. Elbette on kişi kalan ve üç farklı önde bulunan bir takımın bu tercihi anlaşılabilir.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Topu rakibe bırakmak başka, rakibe net gol fırsatları vermek başka... Samsunspor'un ikinci yarının başında bir topu direkten döndü. Ardından aynı pozisyonda iki kez daha direğe takıldı.

Bu tabloyu yalnızca kontrollü savunma olarak açıklayamayız. Trabzonspor ilk yarıda rakibine oyununu kabul ettirirken, ikinci yarıda hücumlara karşı direnmek zorunda kaldı. Onana'nın kalesinde güven veren görüntüsü, Nwiwu'nun başarılı müdahaleleri ve Fabinho'nun orta sahadaki dengesi bu bölümde önem kazandı.

Thomas Reis'in hakkını teslim edelim. İlk yarıdaki oyun planı başarılıydı. Oyuncuların görevleri belliydi. Hücumda yalnızca tek bir yönteme bağımlı kalmayan, pas oyunuyla ve duran toplarla çözüm üreten bir Trabzonspor izledik. İkinci yarıda ise, kendi tercihinden kaynaklanmayan bir sorunla mücadele etmek zorunda kaldı. Bu nedenle maçın iki yarısını aynı ölçülerle değerlendirmek doğru olmaz. Üç farklı üstünlükle başlayan ikinci yarıda Samsunspor'un üç kez direğe takılması da ciddi bir uyarı olarak görülmeli.

Trabzonspor bu maçtan yalnızca üç puan çıkarmamalı. İlk yarıdaki futbolunu geliştirmeli, ikinci yarıdaki detayları da gözden kaçırmamalı.. Melih’e de hangi takımda oynadığı hatırlatılmalı...