İyi futbol eğitimi; iyi para, şan-şöhret getirir ama “iyi insan” ve “kendinin efendisi” olmaya yetmez.

Bu yüzden etraf bol paralı, şöhretli, kendisini arayan, mutsuz ve kendisiyle kavgalı futbolcularla doludur...

( Yöneticiler de buna dahildir)

Genelde o hayat “Çok yanlışlarımız oldu çook... Kendim ettim, kendim buldum” cümleleriyle son bulur.

O anlamda birçok futbolcu için “Niye böyle oldu?” soruları sorulur.

Tarifi birçokları tarafından kaba ve kısa; “sonradan görme” olarak yapılsa da;

Gerçek, karakter zafiyetidir.

***

Oyuncularda aranan karakter; yetenek, tecrübe, şöhret olarak bellidir.

Oyuncu  transfer edilirken, amaç çok iyi takım olmaktır fakat sarf edilen onca paraya karşın; ne o oyunculardan verim alınır, ne de o oyuncuların sorun haline gelmesi engellenebilir.

Ülkede milyonlarca dolar verilerek kurulmuş futbol takımlarında inkâr edilmesi mümkün olmayan bir “ Karakter zafiyeti” var!

Karakter zafiyeti olan yerde kalite ve istikrar olmayacağından, sözünü ettiğimiz o anlı şanlı takımların taraftarları istikrar ve kaliteli futbol hasretiyle yanıp tutuşur.

( Karakter transfer edilemeyeceğine göre başa gelen çekilir-çekiliyor da...)

***

Futbolculara o eğitimi verecek, aynı futbolculara model olacak kim ya da kimlerdir?

Genelde bunlar; Türk Futbolu’nda isim yapmış eski, eski olduğu kadar tabir caizse kaşarlaşmış oyuncular ve yöneticilerdir. Diğer ifadeyle söylediğiyle yaptığı farklı olanlardır.

Söylediğiyle yaptığı/yaşadığı arasında dağlar kadar fark olan kişilerin elinde büyüyen-yetişen futbolcuların kendinin efendisi ve örnek kişi olması mümkün müdür?

Tabi ki “Hayır”

***

Dikkatinizi çekmiştir; bazı futbolcular yeni bir takıma imza attıklarında şu cümleyi kullanırlar:

 “Yıllardır bu anı bekledim”

Oysa aynı futbolcu, aynı cümleyi daha önce başka bir takım için kullanmıştır.

Bu da o futbolcunun ne kadar samimi olduğunu gösteriyor.

***

Türkiye’de kaç oyuncu aldığı parayı hak ediyor, ayrıca aldığının hakkını verebiliyor?

Hiç biri.

Böyle bir bolluk dünyanın neresinde var?

Hiçbir yerinde.  ( Oyunculara verilen bu paraları o seviyelere kimlerin neden-niye çektiği bellidir...)

Verdiğinin karşılığını alamadığın, aldığın oyuncuların sorunlu olmasını engelleyemediğin ve de camiaya hesap vermekten korktuğun-çekindiğin için; anladınız siz onu!

***

“Düşündükçe varım” demiş ya, düşünür.

Kulüp yönetenlerin ayakta nasıl kaldıklarını/ kalmak için neler yaptıklarını, hatta insanları nasıl kandırdıklarını anlatmamıza gerek yok!

Bazıları bozacılar ve şıracılar olarak aynı uçakta İsviçre yolculuğuna devam ediyorlar.

Futbolcular mı?

Ön teker nerden giderse arka teker onu takip eder misali...

Onlar yurt dışından transfer edilen oyuncuları da zamanla kendilerine benzetiyorlar.

***

Sadece futbolcular değil, yöneticiler de karakterli olmalı, karakter aranmalı.

Yarım hekim candan, yarım hoca dinden ettiğine göre;

Karakteri zayıf oyuncuların ve yöneticilerin neler yapabileceğini varın siz düşünün.

Görünen köy kılavuz istemiyor;

Türk Futbolu şekilde görüldüğü gibi can çekişiyor..!