İnsan üzülüyor..
Bu ülkenin değerini bilmeyenlerin izledikleri yol haritası insanı kahrettiriyor..
Ülkenin bütün fedakarlıklarına rağmen hala suistimal, hala ihanet!
Şu bir gerçek ki Türkiye’de milletimizin birer ferdi olarak yaşayan Kürt kökenli insanlarımızın geçmişten bugüne yaşadıkları tüm olumsuzlukların nedeni Kürt olmalarıyla değil; bölücü terör örgütünün o kardeşlerimizi kullanmak isteyerek ülkemizin üniter yapısına, toprak bütünlüğüne karşı duruşlarına, hangi ırk ya da mezhepten olunursa olunsun izin verilmemesinden kaynaklandığı sorunlardır..
Yani sorun Kürtlükle ilgili değil, bölücülükle ilgilidir..
Yoksa bu ülkede asla hiçkimseye etnik ayrımcılık yapılmamıştır!
Bu son dönemde istedikleri gibi önleri açılmıştır.
Söz konusu ayrılıkçılar tüm Ortadoğu ülkelerinde mevcut olmakla birlikte; Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ta nüfus bakımından sayıları fazla olan Kürtlerin, sadece bizde sözüm ona hakir görüldüğü, eziyete uğradığı, yok edilmeye çalışıldığı masalını yaymaya çalışmaları ve buna Batı’yı da angaje ederek Türkiye’nin üzerine ana dilde eğitim, özerklik gibi bölünmenin yolunu açacak isteklerle gelmelerinin Batı organizasyonu ile tarihsel bir operasyon olduğu artık bilmeyen yoktur...
Alıştık artık..
Sağır sultan bile biliyor..
Bugün de bu oyun sahneye konulmaya devam edilmektedir!..
Gelişmekte olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ayağına pranga takma hedefleri hiç değişmemiştir..
İşte bu noktada yine bölücüler tarafından Türkiye Cumhuriyeti devletinin iyi niyeti her zaman suistimal edilmektedir!
Bugünlerde yaşananlar da açıkça budur!..
İşin aslını bu etnik ayrımcılığın yapıldığı iddia edilerek kullanılan Kürt kökenli insanlarımız da çok iyi biliyor ki; Kürt nüfusun yoğunlukta olduğu Ortadoğu’daki ülkelerin içinde buna Batı ülkeleri de dahildir en rahat yaşamı dün de, bugün de Türkiye’de huzur içinde, kardeşçe, bu ülkenin her karış toprağında rahatça sürdürüyorlar. Herhangi bir olayda “Sen Kürt’sün” denilerek fırsat verilmeyen kim var?
Çünkü dünden bugüne bütün hükümet kabinelerinde Kürt kökenli insanlarımız güçlü bir şekilde yerlerini almışlardır.
Bugün de..
Bakıldığı zaman kabinede görülür..
Hiç ama hiç kimse 'Sen şusun' diye önlerine barikat kurmamıştır.
Şöyle çevremize bakalım..
Suriyesi, İran'ı, Irak'ı..
O ülkelerde yaşayan Kürtlerin durumu nasıl?
Peki neyin özerkliği, neyin özgürlüğü isteniyor!
İnsan gibi yaşamak bu ülkede vardır!
Şöyle bir ülkemize bakalım..
Türk milletinin birer ferdi olarak bu vatan topraklarında yaşayan buna etnik kökeni Kürt olan vatandaşlarımız da dahil; vatandaşlık, seyahat, sosyal haklar, eğitim, sağlık, mülk edinme, iş kurma, parti sahibi olma gibi Türklerin sahip olduğu tüm haklar verilmektedir.
Devletin en üst makamlarına kadar gelinmiştir.. Başbakan, bakan, cumhurbaşkanı oldular.. Türk milleti tarafından alkışlanıp bağırlara basılmıştır.
Yani kem gözle asla bakılmamışlardır.
Hep sen ben gibi olmuşuzdur.
Bu ülkenin en önemli iş adamları olarak inşaat sektöründe en güçlü şekilde yerlerini almışlardır.
İhalelere bakıldığı zaman görülür de..
Ayıptır neyin ayrımcılığı peki!..
Asla ve asla hiçbir ayrımcılığa tabi tutulmamışlardır!
Peki hala neyin özerkliği isteniyor?
Neyin çabası veriliyor!
Türkiye Cumhuriyeti olarak bizler bölgemizdeki Kürtlere de kucak açma büyüklüğünü gösterebilen bir ülke olduğumuzu Saddam döneminde ispat ettik. Hatırlayınız; Halepçe katliamında sınırlarını Kürtlere açan tek ülke Türkiye oldu. Hem de Saddam Hüseyin’le karşılıklı terörist iadesi ve sınır ötesi operasyon yapma antlaşmasının bozulmasını göze alarak. Deprem evlerimizi Peşmergelere tahsis ettik. Onlara özel doktorlar görevlendirdik.
Bizim yaptığımız bu insani davranışları unutan bugün ayrılıkçı politika izleyenler, Avrupa ülkelerinin kendilerine daha medeni davrandığı saçmalığını ileri sürmekte ve bu ülkelere “Siyasi sığınmacı” olarak gitmekteler. Öyle anlaşılıyor ki; AB ülkelerinde üçüncü sınıf vatandaş olmaktan öteye gidemeyenler, Fransa Devlet Başkanı’nın eşi Bayan Mitterand’ın o dönem ülkemize gelip sanki hayvan satın alıyormuş gibi bir Kürt çocuğunu -dişlerine bakarak- seçip yanında Fransa’ya götürdüğünü unutmuşa benziyorlar!
Oysa Ortadoğu’da yaşayıp da “Türkiye’deki Kürtlerden daha fazla özgür, insan haklarına saygılı, sosyal ve politik her türlü güvenceye sahibim” diyebilen bir tek Kürt yoktur.
Yazık ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütün iyi niyeti, fedakarlıkları ihanete uğruyor!.