Islak taşa oturmayı kimse tavsiye etmez.
Zira büyüklerimiz taşa oturursan her türlü hastalığı davet edersin derlerdi.
Tecrübeye ne denir..
Temenna edercesine baş eğilir.
Öğrenciliğimizde dağ bayır dolaşır, kiraz dallarında cirit atardık.
Sahibi çıkın yiyin dese de gizli gizli yemenin hazzını yaşamak için geceleri beklerdik.
Kimileri çok cimri olur, kiraz ağacının bedenine kötü dikenleri sarıp çıkanların iflahını kesmek isterdi.
Böylelerine ifrit olur, özellikle de onların ağaçlarını hedef görürdük..
Ertesi gün cıyaklayan komşu sesinin duyulması bayağı bir sarardı.
Bir keresinde kiraza çıkmasınlar diye ağacın altına bir taş yerleştiren cimri komşu, taşın üstünü iyice yağlayıp o taşa basıp düşenin şaftını kaydırmak için tuzak hazırlamış..
Adamın beli kırılır endişesi hissetmeden.
Belki de gebersinler diye diye..
Gresle sıvamış taşın yüzünü..
Şansımız var ki ağacın altına geldiğimizde burada bu taş yoktu, o da ne diye elle yoklayınca taşın yaşlığını fark ettik. Yaş taşa ayak basma atasözü ile yaş taşa oturma önerisi birleşince dikkatimiz tetik kazandı.
Burada bir tuzak var diye düşündük.
Arkadaşım taşa tutunca yağlı bu taş, deyince şifreler çözülmeye başladı.
Yandan tırmanıp yine çıktık ağaca..
Biz de biraz kudümsüz davranıp ağacın dalını budağını sıyırıp döktük.
Yağcı komşu manzarayı görünce küfürün bini bir para saydı döktü.
Biz gözlerimizden yaş gelircesine güldük durduk.
Diken sardım olmadı..
Yağ sürdüm para etmedi..
Tüfekle bekleyeceğim, hepsinin a...!
Ağır ol beyim..
Altı üstü bir kiraz..
Uzaylılar değil komşu çocuklarıdır deyip sineye çekse..
Biz de bıraz daha insan gibi yerdik kirazları..
Köyün kötüsü sevimli komşumuz öldü..
Helallik aldık..
Bizden yana da hakkımız helal olsun..
Temennim odur ki kiraz çiçekleri şimdi bir ihtiyaç..
Fani dünyada her şey solmaya mahkumm..
Mekanın cennet olsun.. Ni.. Amca.