AK Parti’nin yeni dönemde de TBMM Başkanlığı için tek adayının Cemil Çiçek olduğu açıklandı..
Yani  yeni dönemde de TBMM Başkanı Cemil Çiçek olacak..
İlk kez TBMM Başkanı seçildikten sonra, 10 Ağustos 2011 günü o günkü gazetemde kendisiyle ilgili yazdığım yazıda, bu ülkenin bir gazetecisinden öte bir vatandaşı olarak duyduğum memnuniyeti dile getirerek, görüşlerimi yazmıştım.
Görüşlerimde değişen bir şey  yok!..
Aynı duygularımı hatırlatmak istiyorum bugün...
Öncelikle hangi siyasi partiden olduğuna bakmıyorum!
Çünkü TBMM Başkanlığı’nın öyle bir koltuk olduğuna hep inandım!
Birileri bu koltuğun hakkını verdi, birileri veremedi başka bir olay.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, kim ne derse desin uzun yıllardır Türk siyasetinin her yönü ile örnek alınacak isimlerinin başında geliyor.
Kendisini uzun yıllar tanıyanlar ve siyaset yapanların ona bakış acısı hiç değişmemiştir.
Bakın şöyle arka planına bir araştırma yapın, arkasında bugüne kadar tek bir şaibe bulamazsınız!
Siyasette hep;
Bir ağabey, bir baba
Denge adamı
Uzlaşmacı
Devlet adamı nasıl olunurun cevabı olmuştur!..
Bu ülkenin şanlı tarihine, milli devlet anlayışına bakış noktasında, çizgisinde hiç kırılma olmayan, herkese eşit mesafede olmasını iyi bilen, ne konuştuğunu, mesajının nereye gitmesi gerektiğini en iyi şekilde süzgecinden geçiren, uzun yıllardır  siyaset yapma noktasında partili partisiz herkes tarafından aynı sevgiyi, saygıyı ve ilgiyi gören bir önemli duruşunda adıdır Cemil Çiçek!
TBMM’nin en akil adamlarının başında geldiğini söylemek hiç de zor değildir.
Siz onu hiçbir gün devletin kurumları ile kavgalı gördünüz mü?
Siz hiç onu devletin milli ve manevi gelenek ve göreneklerine sadakatten yoksun gördünüz mü?
Eğer TBMM çatısı altında genç bir siyasetçi, ‘Nasıl siyasetçi olunur’ dersini almak istiyorsa adresinin onun olduğunu söylemek çok zor olmadığı gibi, TBMM Başkanı olması da, yeni dönemde olacak olması da bunun göstergesidir!
Böylesine zor bir süreçte hem TBMM için, hem de partisi AK Parti adına bir büyük şanstır!
Çünkü TBMM’de dengeyi sağlamak, bütün yolları devlete sadakat üzerinde buluşturmak kolay değildir!..
Hele hele Türkiye’nin geçtiği böylesine zor, böylesine kritik, en önemlisi yeni bir anayasa yapılmaya çalışıldığı bir dönemde, önemli bir şans olduğunu belirtmek gerekir.
Öyle olmazsa müthiş bir kaygan zemini olan Türk siyasetinde 1983 yılından bu yana tam 30 yıl her dönem milletvekili, bakan ve TBMM Başkanı olmak, yeni dönemde de alnı açık, başı dik bir şekilde gururla olacak olmak, olurken de değerini hep korumak kolay değil bu ülkede!
TBMM’de 30 yıllık duruşun anlamı her devrin adamı olmak değil, her devrin aradığı  örnek siyasetçi olmaktan başka bir şey değildir.
Uzun yıllar siyasetin içerisinde olmasına rağmen bugüne kadar arkasında en küçük şaibe bırakmadan yoluna devam etmek... Aile yaşamı ve çocukları ile hiçbir gün medyaya en küçük malzeme olmadan mütevazı  bir duruş sergilemek, bu ülkede çok ama çok zor bir olaydır... 
Türkiye siyaseten yoğun tartışmalar içerisinden geçerken, iktidarı ile muhalefetin köprüleri attığı, derin fikir ayrılıkların olduğu dönemde, ikinci kez TBMM Başkanı seçilecek olmasının TBMM’deki aday çıkarmalarına rağmen, bu da çok doğal ama o  parti tavan ve tabanlarında onay görmesinin anlamı da çok önemlidir.
 Neden böyle bir yazı  peki?
Çünkü Türkiye’nin geçtiği bu süreçte TBMM Başkanlığı’nda bir dönem daha  Cemil Çiçek gibi kavgacı olmayan, uzlaşmayı seven, devletine, milli ve manevi değerlere sadakati ön plana çıkaran bir isim  bulunmaz bir şanstır. Bu şans hem AK Parti, hem de muhalefet partileri için de geçerlidir.
Bakın Ramazan ayı geliyor..
Cemil Çiçek’i yazmışken onun bir veya iki yıl önce katıldığı bir iftar yemeği sonrası konuşmak için kürsüye çıkarak söylediği şu sözleri ile yazımı noktalamak istiyorum. Çünkü bir devlet adamının ağzından bu sözleri duymak aslında o devlet adamını daha da iyi anlatıyor bize!
Hem de TBMM Başkanı olarak!..
Sayın Çiçek’in sözlerini iyi okuyun:
“Allah’ınızı severseniz şu görkemli, lüks iftarları iptal edelim. 30 yıldır katılıyorum, yüzde 70 aynı insanlar. Belli ki israf yapıyoruz. Kişi başı 30 dolardan başlayan ve 60 dolara varan paralar ödeniyor. Eğitim bursuna, ekmeğe, yemeğe ihtiyacı olan insanlar var. Bir yerden bunu değiştirmemiz lazım.” 


TRABZON’DA NE OLACAK?

Yerel seçimler için artık meydanlara inilmeye başlandığı dönemde, Karadeniz Bölgesi’nde seçimin nabzının en fazla atacağı yerin Trabzon olacağı aşikar!
Özellikle muhalefet partilerinin çekim merkezinin Trabzon olacağı açık ve net olarak görülüyor. İlk kez seçimlere Büyükşehir Belediyesi olarak girilecek olması, merkez Ortahisar Belediye Başkanlığı’nın seçiminin en az büyükşehir kadar önemli konuma gelmesi, muhalefetin iştahını iyice arttırmış durumda.
 Bugünden görülen gerçek şu ki Trabzon’da iktidar partisinin özellikle de merkezde işinin hiç de kolay olmadığı. MHP’nin eski bakanı, Milletvekili Koray Aydın ile son derece planlı ve programlı bir şekilde aylardır seçim için sahaya indiğini, AK Parti teşkilatları dışında görmeyen bilmeyen kimse yok..
Aydın’ın Trabzon’da özellikle gençlik üzerinde hakimiyet kurmak istediğini “1000 kişilik genç, pırıl pırıl bir ekip oluşturacağım. Trabzon’u seçime kadar onlara emanet edeceğim” sözlerini iyi okumak gerekir. Öte yandan CHP teşkilatları da şimdiden teyakkuz halinde gece gündüz çalışıyorlar.
Kendi içindeki problemleri kol kırılır yen içinde kalır anlayışı ile gidermiş durumda.  İlçelerde kimi aday görmek istersiniz diye sandık kurmaya bile başladılar. Ayrıca son dönemde Volkan Canalioğlu ivmesi de yeniden şehirde ön plana çıkmaya başladı. Kılıçdaroğlu tarafından aday gösterilebileceği konuşuluyor. Yani muhalefet partileri  kendi içlerinde tek yumruk haline gelmiş durumda.
Peki AK Parti’de durum ne?
İl Başkanı, Merkez İlçe Başkanı ve Belediyesi’nin aylardır hangi fotoğraf karesinde birlikte göründüklerini merak eder oldum.  Var mı el ele verdikleri mesaj, yine merak eder oldum!
Açıkçası kol kırılır yen içinde kalır anlayışı var mı?
Ses de yok
Görüntü de!
Trabzon AK Parti’nin yine en büyük şansı bütün Türkiye’de olduğu gibi Başbakan Erdoğan’ın o karizmatik liderliği ve halkın kendisine verdiği büyük güç. Çünkü AK Parti demenin, Recep Tayyip Erdoğan demek olduğunu bilmeyen, görmeyen, anlamayan yok! O nedenle nasılsa yük onun omzunda diye bakan bir teşkilat yapısı var. AK Parti teşkilatları ‘Kadir Gecesi doğmuşlar’ gibi bu yönde çok ama çok şanslı, ‘Ekmek elden su gölden’ misali. Üstüne üstlük Trabzon’da bir de Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar gibi herkesim tarafından sevilen, sayılan ve seçimin Trabzon’da yükünü omuzlayacak bir isim olacak..
Teşkilatlar için yağlı börek!..
AK Parti Trabzon’da, o eski dinamik, her yere koşan, boş saha bırakmayan, el ele vermiş, kendi aralarında hizipleşme olmayan teşkilat yapısına sahip değil.
Geçtiğimiz günlerde yazdım. Evdeki hesap her zaman çarşıya uymayabilir.