Bir çalışanı anlattı, ben cümleleştirdim, okuyun lütfen..
O koca mavi gözlerle etrafına bütün hücrelerine dek bilgi dolu nazarlarını çevirdiğinde bizler başımızı eğer adanlığımızdan utanırdık.
'Okumuyorsunuz, çağı takip etmiyorsunuz' diye alenen azarlar yağdırdığında 'biz hayır takip ediyoruz' diyemezdik.
Bütün şirket çalışanları söylenenlerin tekinin bile abartı içermediğinden emindi çünkü. Dış teknoloji dergilerinden belki birkaç makale okuyanımız vardı aramızda ama hepimiz bilirdik bunun okuma olmadığını.
Bu bildiğimizin bildik mesabesinde olmaması onun dikkatinden kaçmamıştı. Karşısındaki insanın neyi bilip bilmediğini daha iki cümle kurduğunda anlayacak acip bir ferasetle donanmıştı. Ona yalan diyebilecek cesareti kimse kendinde bulamazdı. Çünkü herkes bilirdi ki ona bir bilgiyi bilirmiş gibi satmak namus abidesi bir bayanı ayartmayı başarmak gibi bir şeydi.
Çok özlü söz kullanır, gün yüzüne başını yeni uzatmış benzetmelerle bizi hep şaşırtırdı. Şaşkınlık geçirmeyenin öğrenme fili içinde olmadığından sıkça bahsederdi.
İş adamlığı ünvanı sadece bir etiketti. Çünkü onu bir iş alanı içinde hapsetmek mümkün değildi. İş bilgisinin dışında dinden ateizme, sosyal bilimlerden fen bilimlerine kadar her sahada söz sahibi olacak kadar doyurucu birikimi vardı.
En çetrefilli meselelere bazen öyle kısa ama konuya şamil cevaplar verirdi ki insan hayrete düşerdi. Örneğin bir keresinde doğu meselesinde ondan bilgi isteyen bir arkadaşın "Kürt bir millet değil mi ağabey" sorusuna "Türk bile henüz tam manasıyla millet değil" diyerek milletlik iddiasının ciddi bir konu olduğunu anlatmıştı. Hazır konu açılmışken "Ağabey tam manasıyla millet kime denir" diye sorduğumda "Sınırları kadar sinirlerine hakim olandır" deyişi de başlı başına büyük manalar barındırıyordu.
"Dünya çapında yedi eseri olmayanla yediyüz milyon eseri olanı tartığımızda kimin millet kimin illet olduğu anlaşılır" sözünü hep gönlümün nadide noktalarında taşıdım durdum..
Merak ettiniz değil mi bu kimdir diye..
Of'un bağrından kopmuş, ticarette bütün büyük payeleri uhdesinde toplamış, Trabzonspor'un kuruluşunda harcı olan ilk başkan ve ticaretle ilgili kuruluşlarda hep önde bulunmuş mavi gözlü bir dev.. O binlerce çalışanıyla ekmek yarışında hasis dünyadan bereket devşirmeye çalışan Ali Osman Ulusoy.. 1927 doğumlu yani Cumhuriyet’in doğuşundan beş yıl sonra dünyaya gelip 1 Ekim 2014'te Hakk'a yürüdü.. Mekanı cennet olsun..