Liselere Osmanlıca dersi konulması bu hükümetin dağarcığından çıkmadan, Attila İlhan tarafından yıllar önce önerilmiş bir fikirdi.
Kültürümüzün mazide kalmış sözcük dünyasıyla tekrar buluşmak, fakirleşen hayallerimize zemini sağlam bir dayanak bulmak açısından Eski Türkçe diye de tabir olunan Osmanlıca'nın tekrar varlığımızın kodlarında ihya edilmesi karşı çıkamayacağım bir gerçekliktir.
Osmanlıca bilen bir kişi olarak hayatımda bunun artılarını hep hissettim. Daha şumullü düşünme fırsatı tanıyan, kelimelerin kökünü bilme açısından insanı hakikaten donatan bir zenginlik sağladığını hep savundum.
Dilin mantığı, cümle kurgusu ve fiilleri Türkçe kaldığı mühletçe Osmanlıca bize kar getirir.
Bakınız kimse üzerinde pek durmamıştır ama Selçuklu Türkçesi de Osmanlı Türkçesi de isim olarak her dilden sözcük almıştır ama fiile sıra geldiğinde çok ama çok cimri davranmışlardır. Örneğin isim olarak namazı almış peşine Türkçe kılmak fiilini eklemiştir. Orucu almış, peşine tutmayı ulamıştır.
İsimler bir dilin hamal kelimeleridir. Dilin beyin dediğimiz ve hareketi sağlayan kelimeleri fiillerdir. Osmanlıca yukarıda belirttiğim gibi fiiller konusunda hep öz Türkçeden yana durmuştur.
Minareyi Arap'tan almış inşasında minareye, dikme sözcüğünü eklemeyi milli bir duruşla ihmal etmemiştir.
Valery "Aslanın vücudu yediği hayvanlardan oluşur" demiştir. Aslan Türkçeyse bu vücudu yaşatmak için, canlılığını sürdürürken tavşan da yiyecek, çakal da yakalayacak, geyiğe de saldıracak ama aslan hep aslan kalacak. Yani tavşan yedi diye tavşan, çakal ve geyik bir yerinden fışkırmayacak..
Burada saydığım hayvanlar dilde isimleri temsil eder. Aslanın kendisi fiileri karşılar. Vücuda sağlanan gıdaya karşı çıkmamak lazım. Ama hormonlu gıdalar, bünyeyi bozan gıdalar müstesna.
Osmanlıca okuyan çocuklar hukuki terimleri öğrenmede kolaylık yaşar. Hakim, hüküm, hekim, tahkim, mahküm, hükümet, mahkeme, muhakeme, muhkem gibi Arapça'dan dilimize geçmiş kelimelerin tek kökten hkm'den geldiğini öğrendiğinde onlarca kelimeye anlam verebilme şansı yakalanacak.
Türkçenin gerektiğinde Farsçanın imkan ve kabiliyetini, gerektiğinde Arapçanın avantajlarını, gerektiğinde ise Batı dillerinin olanaklarını kullanması dilimizin yozlaşmasını değil, dilimizin zenginleşmesini sağlar. Tek şart; yeter ki fiil almasın. Delikanlı kelimeler orijinal kalsın.
Bir de bu konuda bilen de bilmeyen de hüküm ihdas etmesin.
Yalnız bu ders seçmeli olmalıdır. İsteyen, kültürde derinleşme azmi olan bu yolda ilerler. Ayrıca bu dersin Cumhuriyet karşıtlığı gibi yorumlanması ihanet olur.
Cumhur Arapça, Cumhuriyet Arapça, hükümet Arapça muhalefet Arapça biz zaten Osmanlıcayı kullanıyoruz. İsteyen ilmiyle öğrensin..
Derinlikten zarar gelmez.