Sürpriz beklentileri, gerçekleşmedi. AK Partililerin dediği yüzde 50 de yakalanamadı. Bu sonuçlar köşke giden yolda Tayyip Erdoğan'a umut verse de tereddütü de beraberinde barındırdığı için Başbakan'ın partinin başında mı kalacağı ya da Cumhurbaşkanlığı iradesini mi teyyakuza geçireceği sorularına bundan sonraki süreçte cevap aranacak.
Bence Ak Parti’de açık açık dillendirilmese de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü memnun etmeyen bir netice alınmıştır. Zira Gül Cumhurbaşkanlığı’na devam etme iradesindeydi. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın aldığı bu oy, Gül'e de Çankaya yolculuğum başladı mesajı da içermektedir. İşte bu mesaj zurnanın öttüğü noktadır.
Bu seçim panoraması karşısında Cumhurbaşkanı Gül'ün gelecek planları yapması anlamında yeni tasavvurlar geliştireceği bir süreci birlikte izleyeceğiz. Bir makam değişikliği olur mu derseniz, olanaksız demiyorum. Siyaset dışı kalmaktansa eğer Başbakan bu konuda başka karar vermemişse iki tarafın da fazla hasar almadan yer değiştirmesini Gül arzu edecektir kanatindeyim. Tayyip Bey değişik bir kişilik, Gül'e de makamını bırakmak istemeyebilir. Gül de buna kızarak tekrar adaylık için yola koyulabilir. Bu açmazın yaşanması yeni farklı bir kaosun ülke gündemini işgal etmesi demektir. Bu öngörülerin dışında somut verilere bakarsak:
Sonuçlar, Türkiye geneli baz alınarak okunduğunda Türkiye'nin üç parçaya bölündüğünü gösteriyor. Sahil kesimlerinde AK Parti'nin hemen hemen harita dışı bir görüntü vermesi, İstanbul ve İç Anadolu'ya yayılıp kalması normal olarak görülse de Dogu ve Güneydoğu Anadolu'da bir varlık gösterememesi ise gelecek adına iyi sinyaller barındırmamaktadır.
Türkiye'nin bu tablosu Türk toplumunda derin yarılmaların olduğunu da gösteriyor. Üç parçalı bu tabloyu toparlayacak çok pragmatik tavırlar eylemselleştirilmez ise ülkenin geleceğine dönük kaygıların artacağı kanaatini taşıyorum.
Hatta AK Parti yüzde 46 yerine yüzde 40 alsaydı da Türkiye'nin her bölgesine yayılabilseydi. Fırat'ın doğusu söylemine devam edebilecek bazı renklendirmelere seçim haritası imkan verebilseydi. Bence seçimin sonuçları bu gerçekleri gösteriyor. Hem üzlmeyi hem de sevinmeyi gerektirecek argümanları mağrur olmadan doğru analiz etmek gerekir. Alınan oy oranına sevinirken Türkiye haritası üzerinde meydana gelen bölünmüş görüntüden de bir o kadar üzülmek gerekir.
Muhalefetin kaygılarını gösteren bir renklenmeyle, özerk yapıya doğru evrilen bir Doğu gerçeği, kaygı vermektedir. Evet AK Parti'nin bunca söylemi yırtıp geçmesi başarıdır. Aslında bu AK Parti'den bağımsız Tayyip Erdoğan başarısıdır. İşte burada da bir endişe yuvalanmıştır, o da tek kişiye bağlanmış başarıların demokrasiyle ne kadar örtüşüp örtüşmediği noktasıdır. Kadro hareketi değil de kişi odaklı başarılar demokrasiyle uyumlu başarılar olarak değerlendirilmemektedir. Bir kadro hareketinin bu başarıyı göstermesini tercih etmek demokrasının taleplerine uygun düşer.
Biz oyu aldık ya kardeşim, sen ne zırvalıyorsun diyenlere, hiddetlenme soluk al ve deneni düşün derim, yine de..