Tartışmalar bitmiyor. Bu kafayla sonuçsuz atışmaları daha çok yaparız. Bizim tartışırken tek amacımız var, kim üste geçti. Gerçeği açığa çıkarmaya duman vurmuşuz. Yeter ki adamı ne madara ettin övgüsünü duyalım; ondan büyük madalya yok bizim için.
Tartışmak bilgi gerektirir, araştırıcı olmayı icabettirir. Biz doğuştan bilgiyle doğmuşuz gibi davranıyoruz. Filozofluk genlerimize işlemiş, her birimiz Filozof Rıza kesilmişiz. Allah akıbetimizi hayreylesin.
Çok boş konuşuyoruz ama hikmetli konuştuğumuzu zanediyoruz. Kendinin farkında olmayan bizim gibi şişik insanların sayısının dünyadaki yekünü nedir bilmiyorum. Bildiğim şey bizim kadar fikir serabı görenin olmadığıdır.
Adam bütün ehliyetsizliğine karşın kendini "en" görür. Hiç enine boyuna bakmadan savurur gider.
Allah aşkına bir etrafımıza bakalım. Hep konuşanlarla doludur. Dinleyen, sabırla dinleyen insan sayısı çok azdır. Ben bu meseleden anlamam diyenleri demeyenlerle kıyasladığımızda ne demek istediğim netleşir.
Aynı anda tarihçi, edebiyatçı, felsefeci bilimum disiplinlerden beslenmişcesine konuşanlara her mecliste rastlarız. Bilirim demenin bilmem demekten kolay olduğunu sanıyoruz. Zaten bütün yanılgı hikayemiz de burda başlıyor.  Söz gümüşse sükut altındır gerçeği bir atasözünden öteye geçememektedir.
Öğretmen öğretirken öğrendiğinin, öğrenci öğrenirken öğrettiğininin ayırdına varacak.
Her insan saygıdeğerdir. Yeter ki konumunu durumunu bilsin. Bilmemek ayıp değil, bilmediğini bilmemek ayıptır. Sırf egomuzu tatmin etmek uğruna, şaşırtıcı olabilmek hevesine kapılıp varlığımızın üstünde davranışlara esir olmayalım. Sözümüzü büyük Yunus'un şu dörtlüğü ile bağlayalım. İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsen/ Bu nice okumaktır