Her iki hoca da günü kurtarmak peşindeydiler. Planlarını yenilmemek üzerine yapmışlardı. Bundan dolayı da sevimsiz, kalitesiz bir oyun ortaya çıktı. Bu anlayışla iyi futbol olması da mümkün değildi.
Her iki takım da 4-5-1 sistemiyle; önce gol yemeyelim, daha sonra atabilirsek anlayışı içerisindeydiler. Beşiktaş, sezon başında, zaten sezonu feda etmişti. Ancak sezonu feda eden Beşiktaş değil biz olduk. Böyle bir pozisyonda, sezonun en kötü futbolunu dün oynayan Beşiktaş’ı, son haftalarda bir parça iyi olan Trabzonspor, dün yenebilirdi, olmadı.
Dün, takımlar 2’şer net pozisyon yakaladılar. Bunlar da olmasa maç, herhalde 2 B liginde oynanan bir maça dönerdi.
***
Trabzonspor’da, geride kalan 24 haftada, hem Şenol Güneş, hem Tolunay Kafkas, aynı kadroyla maça çıkmadılar.
Takım tertibinde istikrar, başarıyı getirir. Tolunay Kafkas’ın, tarafsızlık mesajı verirken, oyuncuların özgüvenini kırmaması lazım. Trabzonspor’un en önemli sıkıntısı budur. Bir bakıyorsunuz, 18’de olmayan oyuncu, bırakın 18’i 1 hafta sonra 11’de oynuyor. Bunun teknik yönden izahı çok zordur.
***
Trabzonspor’un Beşiktaş maçındaki kadrosu her şeye rağmen umut vermiştir. Bu tertipte ısrar etmek lazım. Aksayan oyuncuyu değişmek lazım. Bana göre de bu maçta en sıkıntılı yerimiz stoperdi.
Bamba’nın hatalarını Mustafa büyük gayretiyle kapattı. Özellikle Oğuzhan’ın bir pozisyonu vardı ki; Mustafa sakatlanma pahasına son anda yetişti.
***
Tolunay Kafkas’ın Volkan’ı oyuna almasıyla Olcan’ı çıkarması nasıl bir mantıktır anlayamadık.
Alanzinho, Trabzonspor’un en istikrarlı oyuncusu olmasına rağmen ne Şenol Güneş’e yaranabildi ne Tolunay Hoca’ya...
***
Cuma günkü Galatasaray Gençlerbirliği maçını ve dünkü derbiyi gördükten sonra futbolumuzun ne durumda olduğu ortaya çıkıyor.
2010-2011 sezonunda şampiyon olan kadromuz bu sezon oynasa herhalde 90 puan toplardı. Böyle bir ligde, böyle futbol oynayan takımın oyuncularına ödenen paraların bir daha gözden geçirilmesi gerekir.