Son yıllarda hızla artan Arap turizmi bazılarının iştahını kabarttı. Arapların geldiği mevsimde özellikle emlakçılarda ve lokantalarda Arapça levhalar asarak satılık yazılarıyla, bazı inşaat şirketlerinin daire fiyatlarına tavan yaptırıldı .
Şirketler bu karlı pastayı görünce Türklere ev satmamak için plazalar yapmaya, otellerde Türklere yer vermemeye, havalimanında taksici uçaktan inen Türk yolcuyu almamaya başladı.
Yetmedi..
Önüne gelen turizm derneği kurdu.
Bu derneklere bir de DOKA yoluyla devlet desteği verilince, turizmci olsun olmasın herkes dernek kurma yarışına girdi.
Sorarsanız hepsi, bacasız sanayi turizmi, canlandırmak için uğraşıyor.
***
Ancak unuttukları tek şey var; o da kısa adı TURSAB olan uluslararası seyahat acenteler birliğinin Genel Başkanı, hemşehrimiz Başaran Ulusoy ve ona bağlı TÜRSAB İl Temsilcisi Ecz. Suat Gürkök 'bavul turizmi' olarak bilinen Rus turizminin gelişmesi için kendi imkanlarıyla, gemi ve uçak bağlantılarını geliştirmek için komisyoncularla Rusya’da pazar yeri kiralayıp gemi ve nakliye şirketi kurdular.
Yetmedi..
Antalya ve Mersin’de arsa arazi ve hatta fabrika kiraladılar.
Çok da güzel paralar kazandılar .
Ancak Soçi Olimpiyatları dolayısıyla liman yük trafiğine kapatılınca Samsun'a göçtüler.
Orada TIR garajları kurdular, ev, arsa, araziler satın aldılar. Şimdi oradan nakliye yapıyorlar, bir daha Trabzon’a dönmeyi de düşünmüyorlar.
Acı ama gerçek bu..
***
Çanta turizmi ise nataşa turizmini tetikliyor gerekçesiyle, tamamen maksatlı olarak bitirildi. Çünkü bu ile tayin olan vali ve emniyet müdürlerinin 'Nataşaların kökünü kazıyacağım' açıklamaları ne yazık ki bilmeden, görmeden toplumun bir kısmı tarafından ayakta alkışlandı.
'Nataşa ile mücadele edelim' derken BDT ile olan ticareti tamamen bitirmeyi başardık.
Evet bunların içinde bu pis işlere karışanlar var da, bizim toplumumuzda yok mudur?
Kesinlikle var.
Ancak nataşa ile mücadele derneği bayağı işe yaradı, çünkü bu şehri dışarıdan çok kötü tanıttı. Bu derneklerin bir tanesi geçtiğimiz günlerde lüks bir otelin görkemli salonunda turizmin gelişmesi için bir sempozyum düzenlemiş, sempozyuma ilin Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, ilçe belediye başkanları, il kültür ve turizm müdürü ve bazı otel, lokanta patronları da katıldı.
TÜRSAB üyesi olmadıkları için davet dahi edilmediği halde sempozyumda kürsüye çıkan konuşmacı, Uzungöl’de turizme hizmet verilmediği, fahiş fiyatlar uygulandığını “Bu nedenle Uzungöl en büyük yaramız” deyince, Uzungöl’den gelen işletmeceler tepki göstermiş.
Ve şehrin valisi Öz tarafından kendisi uyarılmış.
Turizmin gelişmesi için kurulan Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü varken bu işi özel firma ve şahıslara havale etmek kimin nerden aklına geldi ?
Anlayamadık..
Ancak turizmci olmasa da, sırtı kalın insanların siyaseti arkalarına alarak bu ilde, bu ilin en üst düzey yöneticilerinin katıldığı her türlü sempozyumu düzenlediğini anladık.
Bu konuda çuvaldızı ele batırırken, iğneyi de kendimize batırdık. TGC'nin düzenlediği yerel basın tarihini anlatan belgeselin galasında yerel basın dışında her şeyden bahsedildiğini, bu nedenle tanıtım ardından yerel tv’lere verilmediğini, yayından kaldırılır gibi yerel basından gizlendiğini de unutmadık ve unutmayacağız !
***
Uzuns lafın kısası..
Bu şehirde turizm adına gelişmeler sözde var!..
Trabzon için en uygun şarkı sanırım, sanırım değil kesinlikle..
“KENDİM ETTİM KENDİM BULDUM/GÜL GİBİ SARARIP SOLDUM/ EYVAHHH../ EYVAHHH” olsa gerek.