TRABZONSPOR YOLUN BAŞINDA


Trabzonspor, yeni sezon öncesi hazırlıklarını yoğun tempoda sürdürüyor.
Bizler de Bordo-Mavili ekibi yakından takip ediyor, sahaya yansıyan her detayı dikkatle izliyoruz. Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde başlayan hazırlık süreci, Avusturya kampıyla devam ediyor. Ancak hazırlık maçlarında ortaya çıkan tablo, camianın umutlarını artırmaktan çok soru işaretlerini çoğaltıyor.
Hazırlık maçları, bir takımın eksiklerini görmek ve yeni sezon öncesinde gerekli dersleri çıkarmak adına en önemli sınavlardır.
Elbette bu maçların sonucu kadar, sahaya yansıyan oyun da büyük önem taşır. Trabzonspor ilk hazırlık maçında Eintracht Frankfurt karşısında 3-0 mağlup oldu. Skor tek başına her şeyi anlatmasa da ortaya konan futbol düşündürücüydü.
Bordo-Mavili ekip, 90 dakika boyunca neredeyse kendi yarı sahasına hapsoldu. Hücum adına üretkenlikten uzak bir görüntü sergilerken savunmada da güven vermedi. Açık konuşmak gerekirse, Frankfurt attığı üç golle yetindi ama isteseydi fark çok daha farklı olabilirdi. Bir hazırlık maçı oynandı, fakat Trabzonspor adına akıllarda kalan olumlu bir görüntü oluşmadı.
İkinci sınav ise Katar temsilcisi Al-Sadd karşısındaydı.
Bu kez ilk 20 dakikada daha istekli, daha baskılı ve oyuna hükmeden bir Trabzonspor izledik. Ancak bu üstünlük uzun sürmedi.
Dakikalar ilerledikçe takımın temposu düştü, oyun kontrolü rakibe geçti.
Yenilen golün ardından ise hem moral hem de direnç kayboldu.
Skoru değiştirecek reaksiyon gösterilemedi, üretkenlik sağlanamadı ve sahadan bir yenilgi daha çıktı. Evet, hazırlık maçları hiçbir zaman ligin kesin ölçüsü değildir. Ancak futbolseveri umutlandıran ya da kaygılandıran şey skor değil, sahadaki mücadele, oyun planı ve oyuncuların ortaya koyduğu bireysel performanstır.
İşte beni düşündüren de tam olarak bu.
Belki de en çok can yakan, Trabzonspor formasını giyen futbolcuların gözlerinde görmeye alıştığımız o mücadele ateşinin henüz tam anlamıyla yanmıyor oluşu.
Bu arma, yıllardır pes etmeyenlerin, imkânsızı başaranların ve inancını son düdüğe kadar kaybetmeyenlerin simgesi oldu.
Trabzonspor denildiğinde akla yalnızca bir futbol takımı değil, milyonlarca insanın ortak sevdası gelir. O sevda ise sahada biraz daha fazla mücadeleyi, biraz daha fazla karakteri hak ediyor. Elbette teknik heyet takımın son durumunu bizlerden çok daha iyi analiz ediyordur. Eksikleri en iyi onlar görüyor ve çözüm yollarını onlar arıyordur. Yeni sezon başlamadan önce bu eksikliklerin giderilmesi için hâlâ zaman var.
Bu süre doğru değerlendirilirse bugün bizi kaygılandıran tablo, yarın yerini umut dolu bir hikâyeye bırakabilir. Çünkü Trabzonspor'un ihtiyacı olan şey yalnızca birkaç transfer ya da birkaç taktik dokunuş değil; yeniden kendine inanması, yeniden o savaşçı kimliğini sahaya yansıtmasıdır.
Bizler umut etmekten vazgeçmeyiz.
Çünkü bu şehrin insanı da, bu takımın taraftarı da her zaman ayağa kalkmasını bilmiştir. Dileğimiz odur ki, bugün hazırlık maçlarında gördüğümüz eksikler yarının başarılarına giden yolun sadece küçük bir uyarısı olsun.
Aksi halde, bu görüntü yeni sezon adına ciddi soru işaretlerini de beraberinde getirecektir.


……………………………..


BEKLENTİLER BÜYÜK


Trabzonspor'un Al-Sadd ile oynadığı hazırlık karşılaşmasında gözler özellikle yeni transferler Cabral, Aral Şimşir ve Saviola'nın üzerindeydi.
Çünkü yeni gelen her futbolcu, taraftar için yeni bir umut, yeni bir heyecan demektir. Bordo-Mavili camia da bu isimlerin sahaya koyacağı performansı büyük bir merakla takip etti. Ancak açık konuşmak gerekirse, üç oyuncu da beklentilerin oldukça uzağında kaldı. Sahada kaldıkları süre boyunca ne hücum organizasyonlarına beklenen katkıyı sağlayabildiler ne de bireysel yeteneklerini ortaya koyabildiler.
Pas bağlantılarında etkisiz kaldılar, bire bir mücadelelerde üstünlük kuramadılar ve oyuna ağırlıklarını hissettiremediler.
Kısacası, Trabzonspor'a beklenen katkıyı veremediler.
"Hayal kırıklığı yaşamadım." desem doğru söylemiş olmam.
Çünkü bu transferlerden beklenti büyük.
Ancak bir gerçeği de göz ardı etmemek gerekiyor.
Bu oyuncular henüz takıma yeni katıldı.
Yeni bir ülke, yeni bir şehir, yeni arkadaşlar ve yeni bir oyun sistemi...
Böylesine kısa bir sürede herkesten kusursuz bir performans beklemek de haksızlık olur. Yine de hazırlık maçları, oyuncuların kendilerini göstermesi için önemli fırsatlardır. Bu nedenle Al-Sadd karşısında ortaya koydukları performansın beklentilerin altında kaldığını söylemek yanlış olmaz.
Trabzonspor'un yeni sezondaki hedeflerine ulaşabilmesi için yeni transferlerin takıma ciddi katkı vermesi gerekiyor.
İnanıyorum ki bu futbolcuların gerçek performanslarını değerlendirmek için henüz çok erken. Belki bugün sessiz kaldılar ama yarın tribünleri ayağa kaldıracak isimler de olabilirler. Trabzonspor taraftarı her zaman mücadele eden, formasının hakkını veren futbolcuyu bağrına basmıştır. Dileğimiz de Cabral, Aral Şimşir ve Saviola'nın kısa sürede uyum sürecini tamamlayarak hem kendilerine duyulan güveni boşa çıkarmamaları hem de Bordo-Mavili formanın ağırlığını sahaya en iyi şekilde yansıtmalarıdır.

………………….

NWAİWU NE OLACAK?


Trabzonspor'da transfer döneminin en çok konuşulan isimlerinden biri hiç kuşkusuz Nwaiwu.
Neredeyse her gün onunla ilgili yeni bir transfer iddiası ortaya atılıyor.
Bir gün "gidiyor", ertesi gün "kalıyor" haberleri gündemi meşgul ediyor.
Bu belirsizlik yalnızca taraftarı değil, futbolcuyu da olumsuz etkiliyor.
Sahadaki duruşuna baktığınızda, kafasının karışık olduğunu hissetmemek mümkün değil. Sürekli transfer söylentileriyle anılan bir oyuncunun yalnızca futbola odaklanması kolay değildir. Belirsizlik uzadıkça hem oyuncunun motivasyonu düşer hem de performansı bundan kaçınılmaz olarak etkilenir.
Artık yönetimin bu konuda net bir karar vermesi gerekiyor.
Eğer Nwaiwu ile yollar ayrılacaksa süreç daha fazla uzatılmamalı.
Kalacaksa da kendisine güven verilmeli, moral aşılanmalı ve yeni sezonun önemli parçalarından biri olduğu hissettirilmelidir.
Çünkü böylesine kritik bir belirsizlikten en büyük zararı yalnızca futbolcu değil, Trabzonspor da görür. Yeni sezona güçlü bir başlangıç yapmak isteyen bir takımın, oyuncularının zihnini transfer söylentileriyle meşgul etme lüksü yoktur.
Benim düşüncem ise Nwaiwu'nun en az bir sezon daha takımda kalması yönünde. Doğru bir planlama ve güven ortamıyla Trabzonspor'a önemli katkılar sağlayabileceğine inanıyorum. Bazen bir futbolcunun yeniden ayağa kalkması için ihtiyaç duyduğu şey yalnızca kendisine duyulan güvendir.
Şimdi gözler yönetimin vereceği kararda.
Alınacak karar yalnızca bir futbolcunun geleceğini değil, belki de Trabzonspor'un yeni sezondaki yol haritasını da belirleyecek.


……………..


BEKLEYİP GÖRECEĞİZ


Trabzonspor'un yeni sezonda zirve yarışının içinde yer alabilmesi için özellikle sağ kanat ve santrfor transferlerinde nokta atışı yapması gerektiğini daha önce de ifade etmiştik. Bu iki bölge, sıradan değil; şampiyonluk hedefleyen bir takımın kaderini belirleyecek kadar önemli mevkilerdi. Bu nedenle yönetimin fedakârlık yaparak, takıma doğrudan katkı sağlayacak kaliteli isimleri kadroya katmasını bekliyorduk.
Özellikle santrfor hattında, Paul Onuachu ayarında, hatta onunla rekabet edebilecek bir golcünün transfer edilmesi en büyük beklentimizdi.
Hızlı, çevik ve son vuruşlarda etkili bir forvet hayal ediyorduk.
Çünkü Trabzonspor, bu sezon üç kulvarda mücadele edecek.
Böyle zorlu bir maratonda güçlü bir hücum hattı olmadan hedeflere ulaşmak kolay değil. Geçtiğimiz sezon Felipe Augusto'nun zaman zaman takıma önemli katkılar verdiğine hep birlikte şahit olduk. Elbette performansını eleştirdiğimiz dönemler de oldu. Ancak onunla yollar ayrıldıktan sonra beklentimiz, çok daha üst düzey bir golcünün kadroya katılmasıydı. Ne var ki yönetim tercihini genç ve gelecek vadeden bir isimden yana kullandı. Belki bu futbolcu ilerleyen yıllarda önemli bir yıldız olacak. Belki de Trabzonspor'un geleceğine damga vuracak.
Buna kimsenin itirazı yok.
Ancak hedefin zirve olduğu, taraftarın yeniden şampiyonluk hayalleri kurduğu böyle bir sezonda, genç bir oyuncunun bu ağır sorumluluğu ne kadar taşıyabileceği ister istemez akıllarda soru işareti bırakıyor.
Trabzonspor forması büyük hayallerin formasıdır.
Bu forma yalnızca yetenek değil, aynı zamanda tecrübe, karakter ve sorumluluk da ister. Umudumuz, yapılan tercihin doğru çıkması ve genç oyuncunun beklentilerin çok üzerine çıkmasıdır.
Şimdilik geriye sadece sabırla beklemek kalıyor.
Çünkü futbolun en güzel tarafı, bazen en büyük cevabı sahanın vermesidir.


…………….

O HEYECANI VERİN

Trabzonspor taraftarı, futbolu yalnızca izleyen değil, yaşayan bir taraftardır.
Bu şehirde neredeyse herkesin futbol adına bir fikri, bir yorumu ve bir hayali vardır. Adeta her taraftar kendini biraz teknik direktör, biraz futbol adamı gibi hisseder. Yıllarca başarılarla gurur duyan Bordo-Mavili taraftarın beklentisi de her zaman yüksek olmuştur. Bu nedenle başarısızlığa gösterilen sabır da doğal olarak sınırlıdır.
Tribünleri yeniden doldurmanın yolu, skorun yanında göze hoş gelen, mücadeleci ve umut veren bir futbol oynamaktan geçiyor.
Çünkü taraftar sadece galibiyet değil, izlerken gurur duyacağı bir takım görmek istiyor. Bugün bilet fiyatlarını ne kadar uygun seviyeye çekerseniz çekin, eğer sahada heyecan vermeyen bir oyun varsa tribünleri doldurmanız kolay olmaz.
Bu gerçek yalnızca Trabzonspor için değil, tüm büyük kulüpler için geçerlidir.
Büyük camiaların taraftarı önce sahadaki mücadeleye, ardından skora inanmak ister. Bordo-Mavili taraftar artık yeniden ayağa kalkan, rakibinden çekinmeyen ve her maçta kazanmak için savaşan bir Trabzonspor özlüyor.
Dileğimiz, yeni sezonda yalnızca puan toplayan değil; oynadığı futbolla umut veren, tribünleri coşturan ve taraftarına yeniden "İşte benim Trabzonspor'um" dedirten bir takım izlemektir.
Çünkü bu şehrin en büyük mutluluğu, Papara Park'tan yükselen sevinç sesleridir.


……………….

FARKINI GÖSTERDİ

Trabzonspor’un Al-Sadd ile oynadığı hazırlık karşılaşmasında birçok futbolcu beklenen performansın uzağında kalırken, sahada ayakta kalan ve farkını hissettiren isim Benjamin Bouchouari oldu.
Faslı futbolcu, mücadele boyunca dikine oynamaktan çekinmedi.
Boş alanları iyi değerlendirdi, topu ileriye taşımak için sorumluluk aldı ve Trabzonspor’un hücum geçişlerinde önemli rol oynadı.
Takımın zorlandığı anlarda oyuna hareket getiren isimlerin başında geldi.
Geçtiğimiz sezon istikrarlı bir görüntü ortaya koymakta zorlanan Bouchouari için yeni sezon öncesi bu performans oldukça değerli.
Hazırlık maçında ortaya koyduğu istek, mücadele ve oyun anlayışı, Bordo-Mavili taraftara umut verdi. Eğer bu çizgisini korur ve üzerine koyarak devam ederse, hem formayı kazanacağına hem de Trabzonspor’a önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Trabzonspor’un başarılı olması için her oyuncunun sorumluluk alması gerekiyor. Bouchouari de bu sorumluluğu taşıyabilecek isimlerden biri olduğunu gösterdi. Dileğimiz, bu performansın sadece bir hazırlık maçıyla sınırlı kalmaması. Çünkü bazen bir futbolcunun yükselişi, bir takımın kaderini değiştirebilir.
Hep böyle devam et Benjamin Bouchouari.
Bu forma, mücadele eden ve fark oluşturan futbolcuları her zaman bağrına basmıştır.