Bir şey anlatmak istiyorum. Diyarbakırspor Birinci Lig’de yer alıyordu.. Bursaspor ile oynanan maçta Diyarbakırspor ve bölücü örgüt PKK ile örtüştürülüp yapılan tezahüratlar sebebiyle ülkemizin futbolunda önemli sıkıntılar yaşanmıştı. 3 hafta sonra o Diyarbakırspor Trabzon'a geldi ve Trabzonspor’u üstelik de mağlup etti. Stadyumda çıt bile çıkmadı. Yönetim maça kadar her gün olumlu yönde açıklamalarda bulundu. Valilik-Emniyet ve Trabzonspor Kulübü yetkilileri arasında yapılan organizasyonla seyircinin arasına çok sayıda sivil polis yerleştirilmişti.
Sürekli olumlu mesajlar verildi. İşte eski başkan Hayrettin Hacısalihoğlu Trabzon’da yaşıyor, gidin sorun ve öğrenin. Fenerbahçe maçı ile ilgili güvenlik toplantısına Trabzonspor adına kim gitmişse orada ne gibi görüşlerde bulundu. Vali'nin tedbirlerine karşı kendilerinin de ne gibi önlemler alacaklarını söylemesi gerekirdi diye düşünüyorum. Spor yöneticiliği sadece kartvizit taşımak ve iki üç demeç vermek değildir. Çünkü İl Güvenlik kurullarında TSYD adına yıllarca görev yaptığımız için biliyorum.
Polis, saha içinde sadece izlemekle mi görevli? Tribünlerde taraftarın arasına girip müdahale yapma yetkisi yok mu ? Özel güvenlik ekiplerinin zaten hiçbir caydırıcı gücü yok. VİP Tribünü önüne çekilen emniyet görevlileri acaba olayların başladığı bölgeye kaydırılamaz mıydı ? Şunu da demek niyetinde değilim. Hiçbir güvenlik tedbiri alınmadı. Dışarıda alındı ama içerde(sahada) pasif kalındı. Sayın Emniyet Müdürü daha önce Trabzon’da görev yapan bir polis şefiydi. Bunları bilmesi gerekmez miydi ?
Bir kere şu anda Trabzonspor adeta sahipsiz bırakılmış. Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu ve yanında 3-4 yönetim kurulu üyesi var. Trabzonspor’un duayenlerı sus pus olmuş köşelerine çekilmiş. Yönetimler ekip işidir. Yönetimde büyük çatlaklar var. Bir kere yönetimin içine güve girmiş. Her tarafı sarmış gibi.
Bülent Yıldırım’a gelince.. Maçın ilk yarısının bitimine saniyeler kala maçı tatil etti. Yıllar önce Trabzonspor-Sivasspor maçında Bülent Demirlek’in yaptığı gibi. Aynı Yıldırım, Şükrü Saraçoğlu’nunda Elmander’in kafası yarıldı, yüzünden kanlar akıyordu, teknik direktör Fatih Terim ile yardımcısı Hasan Şaş’ın kafasının taşlarla yarıldığı maçta neden soyunma odasına gitmemişti. Olayları ne kadar çabuk unutan milletiz. Anadolu kulüpleri kendilerini savunamıyor ki. Herkes birilerinin mandası olmuş. Şu kulüpler birliği denen kurumda 3 İstanbul takımına karşı ‘Dik’ dursalar ve ‘Eğilmeseler’ bakın işler düzelmez mi? Türkiye’de en büyük sorun yöneticilik olgusudur. Dirayetli, spor kültürü taşıyan yöneticilerin sayısı artmadıkça futbolda anarşi ve terör bitmez.