Trabzonspor’un diğer Anadolu kulüplerinden farkı taraftarının  inanılmaz  ölçüdeki aidiyet duygusudur.
Bir Trabzonlu için önce Trabzonspor gelir, diğer bütün şeyler daha sonra sıralanır.
Bordo-Mavili futbolcular tarafından rakip kaleye gönderilen bir top  mutluğun zirvesi, nirvanası, moda tabiriyle dibidir.Dertli olan sıkıntısını, borcu olan senedini, öğrenci kırık notunu unutur...
Şehri bir mutluluk dalgası kaplar ki sanırsın  sayısalda herkes altı bilmiş!..
Aksi ise bır kentin yıkımıdır.Elbette zaman zaman da kızar, bağırır, çağırır, eleştirir, maçına gitmez, kombine almaz, futbolcusunu yönetimini protesto ederiz.

Lakin bu  hayal kırıklığının kırgınlığa dönüşmüş yansımasıdır. Trabzonspor’a duyulan büyük aşktan kaynaklanan kapristir. Özellikle Trabzonlu olmayan teknik adamlar ve futbolcular bunu bir  zaaf olarak görerek, “Bizi rahat bırakmıyorlar, baskı altında kalıyoruz” diye yakınırlar.
Hatta buna bazı hemşerilerimiz de katılır .“Kardeşim o kadar televizyon, bu kadar gazete sabah akşam Trabzonspor’da Trabzonspor, başka bişe yok mu bırakın adamların yakasını” eleştirisine maruz kalırız..
***

Oysa Trabzonspor’un en büyük itici gücü sevenlerinin bu aşırı ilgisi, eleştirisi, bazen de kızgınlığı, kırgınlığıdır.
Çünkü bu durum ateşi sürekli tavında tutar, laçkalığı, vurdumduymazlığı engeller..
Adeta sürekli bir denetim sağlar..
Ekonomisi belli, milli gelirden aldığı payı belli, olanakları sınırlı Trabzon kentinin takımı Trabzonspor’u  İstanbul’un devleriyle yarıştıran, onlara kafa tutturan, alt ettiren nedir sanıyorsunuz?
Taraftarının bu sahiplenme duygusu olmasaydı  Trabzonspor bugün nerelerde olurdu?
Hani nerede Göztepe, Eskişehir hatta Ankaragücü?
***

‘Galatasaraylıyım ama bir Samsunlu olarak ikinci takımın elbette Samsunspordur’ diyenlerin halleri ortada..
Müsabakanın ilk yarısını 3-0 önde bitirmişken 4-3 mağlup olarak şampiyonluğu kaybettiği maçtan sonra Gazianteplilerin en az yarısı Fenerbahçe taraftarından çok sevindi..
Kendi kentinin takımının 1. Lige yükseldiğini umursamayıp, şehri Süper Lig şampiyonunun   bayraklarıyla donatanlar geçen sezon  3.Lig’e düşmekten son anda kurtuldular...
Ne yani onlar gibi mi olalım?
Amatörden aldığı gençlerle inanılmazı  gerçekleştirip Anadolu ihtilalinin bayrağını  şampiyonluk gönderine çekerek adını Türk futbol tarihine altın harflerle yazdıran Trabzonspor’un  taraftarına yakışır mı bu?
***

Bu yüzden Trabzonspor’un ne peşini ne de yakasını hiç ama hiç bırakmayacağız.
Bırakmayacağız ki sendelemeye başladığında ‘kendine gel’ diye sarsmak imkanımız olsun..
 ‘Bir zamanlar bir Trabzonspor vardı’ hikayelerini dinlemek istemeyenlere de öneriyoruz..
Sizler de bırakmayın..
Üstelik baskısız iş mi olur, elbette baskı altında olacaksınız.
Layık görülüp hedefi büyük olan  camialarda kendilerine yer bulanlar da bu baskıyla başedecek donanımda olacak.
Eğer buna  gücünüz  yoksa ne işiniz  var ki  Trabzonspor’da?
***

Alt yapısından yetiştirdiği yıldızlarla ünlü Ajax baskıyı kaldıramayacakları ‘Büyük takım sporcusu olamaz’ diyerek 14 yaşında elerken,  Almanya’daki işçilerin Türkiye’ye yolladığı toplam parayı neredeyse on ayda kazananların baskıyı bahane etmesi  işten kaytaranlar için  söylenen ‘öpmeye meramı yok sorar yanağın nerede’ değil de nedir?
***

Bu yüzden baskı maskı bahane, Trabzonsporlu olmak şahane..
Yenseniz de yenilseniz de başımızın tacısınız.
Yeter ki Trabzon’un bayrağı olan o formayı teslimiyetçi bir anlayışa düşmeden terletin. Vuruşarak, savaşarak sahayı terk edin!..
Biz bu formanın hakkını verenleri her sonuçta  bağrımıza basarız..
Posterlerini de evimizin en müstesna köşesine asarız
Haydin restgele.