1980 yıllarda İran nakliyatıyla adeta şaha kalkan, Değirmendere‘ye kadar tır ve kamyonların kuyruk olduğu, Rusya’dan feribot seferlerinin başlamasıyla havalimanından daha fazla yolcunun gelip gittiği Trabzon Limanı’nın; ANAP’lı devlet bakanı Yüksel Yalova tarafından özelleştirmesi gündeme gelince, TS talip olmuştu.
Biz de, ‘Yeşil sahalarla mavi denizleri birbirine karıştırmayın’ diyerek, bu özelleştirmeye karşı çıkmıştık.
AK Parti iktidarınca özelleştirilen Trabzon Limanı’nı Albayraklar Grup satın alınınca ilk işi vergi dairesini İstanbul’a taşıyıp çalışanların % 80’nini işten çıkartmak olmuştur.
Sochi limanının yük taşımacılığına kapatılmasının ardından feribot seferlerinin tamamen durdurulduğu tarihi liman, son 15-20 yıldır kömür tozu ve kömür kokusuyla etrafındaki mahalleleri yaşanmaz kılmıştır.
Öyle ki TOKİ burada yüzlerce konut yapmış yatırım olsun diye satın alanlar kömür tozundan bu evlere hiç kimseye kiralayamayınca, taşınmayınca daha şimdiden değer kaybetmeye başlamıştır.
Bu arada kömür taşıyan firmalar Çağlayan Vadisi’ne depolarını kurunca bu vadi de yaşanmaz hale gelmiştir.
İlginçtir, bu depolara ruhsat veren Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri ruhsat parası alırken veya bu depolardan sırf oy alabilmek için fakir, fukaraya kömür gönderirken o vadideki insanlara verdikleri zararı hiçbir zaman düşünmemişlerdir.
Buradaki mağduriyete dikkat çeken AK Parti milletvekilleri konuyu Vali Tahir Şahin’e getirmişler, depoların bu vadideki faaliyetini Vali Şahin durdurunca Albayrak gruba ait gazete AK Parti Trabzon milletvekili Adil Karaismailoğlu’na, ‘Haddini aştın, Vali Şahin’i baskı altına aldın’ diyerek adeta saldırıya geçmiştir.
Şimdi burada sormak gerekmez mi!
Milletvekillerinin bu şehrin çok önemli bir sorununu ilin valisini getirmesi, ilin valisinin bu şehrin en doğal, en yeşil vadisini kömür depolarından kurtarması ne zamandan beri suçtur.
Şimdi bakın bu depo sahipleri faaliyetlerine devam edebilmeleri için hukuka başvurdular.
Mahkeme nihai kararı verecektir.
İdarenin her türlü eylemi hukuk denetimine tabiidir, gazetelerin yani basının denetimine asla tabi değildir.
Ancak siz Roma’yı yakıp karşıya geçip seyreden Neron gibisiniz.
Bu şehir ve o vadi kömür kokusuyla, kömür tozuyla yaşanmaz hale gelirken siz bir tek kendi kasanızı düşünüyorsunuz.
Kamuoyu da bunu böyle biliyor!