Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri bitti. Sandık kuruldu, oylar sayıldı ve Erkut Çelebi yeniden başkan seçildi.

Ancak geride yalnızca bir seçim sonucu kalmadı. Süreç boyunca kullanılan dil, ortaya atılan iddialar, kurulan senaryolar ve kişisel sınırlara yaklaşan tartışmalar da hafızaya yazıldı.

Çünkü seçim rekabettir ama rekabet, her yöntemi meşru hale getirmez. Trabzon ticaretine yön vermeye talip olanların, önce kendi sözlerine ve tavırlarına yön verebilmesi gerekir.

Her Yol Mubah Değilmiş

Erkut Çelebi bu seçimde yalnızca yeniden kazanmadı, polemiğe teslim olmadan da sonuç alınabileceğini gösterdi.

Kendisine yöneltilen her söze aynı sertlikle karşılık vermedi, her iddianın peşinden koşmadı. Tartışmayı büyütmek yerine ilişkilerini, yaptığı işi ve kendi çizgisini öne çıkardı.

Sonunda da sandık konuştu.

Alınan sonuç, gürültünün her zaman güç olmadığını bir kez daha gösterdi.

Hacısalihoğlu Üzerinden Kurulan Hesap

Seçim sürecinde en çok konuşulan isimlerden biri Suat Hacısalihoğlu oldu.

Hacısalihoğlu’nun Meclis Başkanlığı konusunda Erkut Çelebi ile birlikte hareket edeceği uzun süredir biliniyordu. Buna rağmen seçim yaklaştıkça Yönetim Kurulu Başkanlığına talip olacağı yönünde iddialar ortaya atıldı.

Acaba ortada birlikte yürünmüş bir yol varken iki isim arasında neden sürekli bir rekabet ihtimali oluşturulmak istendi?

Yoksa gerçekten yeni bir adaylık mı tartışılıyordu, yoksa aralarındaki güveni zedeleyerek seçim avantajı mı elde edilmek isteniyordu?

Suat Hacısalihoğlu’nun şehirdeki ağırlığı yalnızca üstlendiği görevlerden değil, yıllar içinde oluşturduğu güven ve tutarlılıktan geliyor.

Sonuçta da beklenen oldu.

Masa başında kurulan bazı hesaplar, sandıkta karşılık bulmadı.

Seçim Bitti, Söylenenler Kaldı

Şimdi herkes önüne bakacak.

Kazanan görevine devam edecek, kaybedenler işlerine dönecek. Bir süre sonra seçim heyecanı da azalacak ama her şey unutulmayacak.

İnsanların itibarını hedef alan sözler, kişisel hesaplaşmalar, kırılan ilişkiler ve sınırı aşan ifadeler hafızada kalacak.

Asıl mesele de burada.

Bir koltuğu kazanmak ya da bir başkasına kaybettirmek için bütün bunlara gerçekten değer miydi?

Çünkü görevler geçicidir. Unvanların süresi dolar. Seçim sonuçları bir süre sonra arşivlerde yerini alır.

Ama insanın nasıl mücadele ettiği, rakibine nasıl davrandığı ve geride nasıl bir iz bıraktığı kolay silinmez.

Erkut Çelebi bu seçimden yeniden başkan olarak çıktı. Bunun yanında bir başka mesaj da verdi:

Seviyeyi korumak zayıflık değildir. Polemiğe girmemek siyasetsizlik değildir. İnsanları birbirine düşürmeden de seçim kazanılabilir.

Ama çok merak ediyorum, bir seçim uğruna kırdığınız kalbe, zedelediğiniz güvene ve söylediğiniz söze gerçekten değdi mi?

Sandık kapanır, söz kalır.