Hükümetin veya bankanın polisi olmaz.
Polisimiz devletimizin polisidir ve Polis Vazife ve Selahiyet Kanuna göre hizmet yapar. Bahsi geçen kanunda polisin önleyici hizmet diye asli bir görevi vardır.
Ancak banka borçlularını çok sıkı takip ederek yakalamak var mı dır? Onu da bilemiyorum. Vatandaş bankadan kredili araç almışsa banka borcunu ödememişse polis işini gücünü bırakıp bunun peşine mi düşecek? Bu şehrin insanının illallah dediği trafik düzenini, Atatürk Alanı, Maraş Caddesi kaldırımlarının üstü veya Trafik Ekipler Amirliği’nin önü araçlarla kapalıyken, gün boyu bankanın parasını tahsil etmekle uğraşacak, yakaladığı aracı hangi yedi emin garajına bağlayacağım diyecek!
Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda böyle mi yazıyor?
Vatandaş Ankara’dan bu şehre bir dostuna ait emanet araçla gezmeye gelmiş, banka araç sahibinin kredi kartı borcundan dolayı bu araca yakalama çıkarmış araç Ankara, Çorum, Samsun, Ordu Giresun illeri bu aracı yakalamıyor veya oralarda bankanın polisi yok, yalnız bu şehirde var!
MOBESE bu aracı yakalıyor şahsın elinden aracı alıyor. Çoluk çocuk dışarı döküyor, bir de ekip aracı şahsı otele kadar adım adım izliyor.
Kırmızı ışıkta siren çalıp geçiş üstünlüğünü kullanıyor. Vatandaşı kaale alan yok. Bu vurdum duymazlıktan ötürü vatandaş tatili bırakmış adeta uçak bileti olmazsa otobüs bileti arıyor bu şehirden kaçmak için..
Ve bu şehirde polis işini gücünü bırakmış yerli veya yabancı bir bankanın parasını tahsil ediyor. Bu işi de yaparken sanki cinayet zanlısını yakalamış gibi telsizde anonslar ederek elaleme rezil ediyor. 'Bu şehirde kişinin dostu var düşmanı var' demiyor .
Mahalle arasında hoparlörün sesini açmış bağırıyor.
Polis bu işi asli görev olarak değerlendiriyor, tek işi buymuş gibi sıkkı bir sadakat sergiliyor. Sonrada hırsızlık bu şehirde artıyor, son günlerde de asayişte az da olsa çözülme oluyor.
Her ay bir büfe veya restoran kurşunlanıyor.Allahtan zanlılar yakalanıyor.
Ama olan oluyor!
Acaba bu şehre MOBESE bankaların parasını tahsil etmek için mi veya vatandaşa trafik cezası yazmak için mi kuruldu?
Ve biz her gün yazdık-çizdik kurdurduk. Bu şehrin İl Genel Meclisi gelen paraları patates tarlasına dönmüş köy yollarına değil MOBESE’ye aktardı. Tam teçhizatlı polis araçlarına ayırdı.
Bu şehrin iş adamları, STÖ' leri para verip yeni polis aracı alıyorlar, bari araçların parasını da bu bankalardan alın.. Biz polisimize 'al bu sıfır araçları banka borçlularını sıkı takip et, bağla, yedi emin garajlarında satılsın, bankalar paralarını alsın, bu garajlar iyi çalışsın' diye mi veriyoruz?.
Polisimiz sanki bu şehirde yalnız yedi emin garajına araç taşımakla meşgul. 10 yıl önce bu garajların sayısı 2 iken şu an 12 ye çıkmış.Bu iş öyle bir rant kapısı olmuş ki adam çamurun içine elektrik ve suyu olmayan bir arsaya bir konteyner koyuyor. Nasıl alıyorsa bir de yedi emin garajı ruhsatı da alıyor.
Ne gariptir ki bu bağlanan araçlar satılırken bir tek belli şahıslar duyuyor, bankalar bu şehirde anında tahsilat yapıyor. Sermayelerini arttırıp buradan başka ülkelere açılıyor, devletin polisi 24 saat bankaya borcu olanı kolluyor.
Biz bu trafik polisine bankanın polisi deriz, polis bankaya borcunu ödemeyen aracın plakasını anons etti mi anında, bilgisayara düşüyor, kırmızı alarm çalıyor ve tüm ekipler işlerini güçlerini bırakıp bankaya borcu olan aracın peşine düşüyormuş.
Peki bunu diyen kim?
Bu şehrin trafik şube müdürü Sedat Tüfekçi. Eğer yakalamazsa müfettiş anında polisi açığa alırmış.
Polis o zaman bankadan kredi ile ev alıp parasını ödemeyen vatandaşı tutsun evden atsın. Banka ev alıp da kredisini ödemeyene kendi icrasını kurmuş borçluya bir yazı gönderiyor. 'Evinizi borcunuzu ödemediniz evinizi satılacak bilginiz olsun' diyor.
Vatandaş da mecburen ya yeni ev sahibiyle ya anlaşıyor kira veriyor ya da evi boşaltıp evi yeni sahibine teslim ediyor. Araya hakim de, savcı da, polis de girmiyor, burada polis durumdan kendine vazife çıkartıyor veya müdürü öyle emir veriyor!
Bu ülkede her şey tersinden gidiyor!
Devletin trafik polisi özel bankanın memuru gibi alacak peşinde adeta!
Şaşırmamak mümkün mü?