Ağlamamak mümkün mü? Peki.. Söylenecek söz var mı? Ne yazık ki.. Yok! Böyle gelmiş böyle gidiyor!.. Bu da geçecek! Ne zaman geçmedi ki! Kendimi bildim bileli ocaklara düşen ateş hep düştüğü yeri yaktı!. Nutuklar atılır ‘Yaralar sarılır, sorumlular varsa cezasını çeker’ denilir! Bugün bir, yarın iki.. Sonra üç, dört derken... Geçer!. Ölen öldüğüyle kalan kaldığı ile kalır.. Geride gözü yaşlı analar, babalar, eşler ve çocuklar kalır!.. Bağlarlar bir asgari ücret biter!.. Bir dahaki facia gelene kadar unutulur gider! Hep öyle olmadı mı? Çok gariptir benim ülkem.. Üstüne yoktur bu işlerde! ‘Kader’ diye geçeriz! Lideriz bu ölümlerde! Bakın madenlerde ölümlerde dünya sıralamasının en üst sıralarında yer alıyoruz. Dünyanın ilk iki büyük kömür üreticisi olan Çin ve ABD’de meydana gelen maden kazaları incelendiğinde, taş kömürü için milyon ton üretim başına ölüm oranlarının Türkiye’den düşük olduğu görülüyor. 2008 yılında, Çin’de milyon ton başına düşen ölüm sayısı 1.27 iken, aynı oranın Türkiye’de 5 kat daha fazla olması dikkat çekiyor. Dedik ya!. Bu da geçer!.. Bir, iki, üç bilemediniz dört gün sonra herkes ölen öldüğüyle kalan kaldığı ile kalır! Sonra Allah kerim!.. Gelin dinleyelim Mahzuni Şerif’i.. Kara kuyular derindir Burada kalır madenciler Ücreti bir aferindir Zehir solur madenciler Bir de kara yüzleri var Yaşamdan hayli uzak Kömür gibi kadere bak Bilmem ne olur madenciler Grizu gelir uykuda Nice canlar yuta yuta Biz Cennet’te, o uykuda Toptan ölür madenciler Dile kolay kuyu dibi Salınır gezer sağ gibi Bin senelik maden gibi Fosil olur madenciler Yeryüzünde sevda güzel Derinlerden selam eder Bu dünyadan kömür gider Duman gelir madenciler Der Mahzuni kuyu dardır Bize kolay o’na zordur Bir onurlu teri vardır Bunu bilir madenciler *** Böyle güzel anlatım olur mu madencimi!... Ekmek kokusu, ölüm kokusu Birkaç parça umut, bir yudum su Gelir mi ocağın acep uykusu Yaşamak kömürden, ecel kömürden Her dakika bir taş düşer ömürden!. Türkiye’min başı sağ olsun.. Hepimiz bir Somalı’yız.. Hepimiz birer madenceyiz!.. Yan gelip yatarken, bir dakikalığına kendimizi gün yüzü görmeyen karanlıklara koyalım.. Yüzleri kapkara ama kalpleri pırıl pırıl, ağızları bir dilim ekmek kokarak çalışan o şehit emekçilerimizin yerine!.. Dedim ya!.. Bugün bir, yarın iki, sonra üç dört, beş.. Bir dahakine kadar unutulur geçer!.. Ateş yine düştüğü yeri yakar!.. Ruhları şad olsun!.. Başımız sağ olsun!..