Dünyada şu sözden daha anlamlı Soma'da yaşanan acıyı anlamak bakımından bir söz var mı? "Ateş düştüğü yeri yakar." Gerçekten ülke olarak üstümüze büyük bir ateş düştü. Özelde bu ateş, büyük yangını yaşayan ailelerin ocağına düştü. Hiç kimse o acının ıstırabını onlar gibi hissedemez. Hani "Evlat acısını yaşamayan beni anlayamaz" diyen mübarek anaların hissedimlerine temas edemediğimiz gibi.
Biz de üzülürüz, esef ederiz ama acının alev alev olduğu evler gibi asla olmaz. Önce bunu böyle bilelim. Şimdi gelelim bu hazin hadisesin yansımalarına. Okulda ders esnasında küçük bir havasızlıkta öğrencilerin, ‘hocam kapıyı aralayalım, pencereyi açalım’ istekleri aklıma geldi. Bu insanlar penceresi ve kapısı olmayan o karanlık dehlizlerde kime desinler kapıyı arala ve pencereyi aç diye. Diyemezler, bütün özlemleriyle, bütün dünyevi hevesleriyle ağızlarında ilahi kelamla ölümü duya duya göçüp giderler. Ne siz ne ben hissedebiliriz onların o anki hissiyatlarını.. Yalandan çaba da göstermeyelim zira "Ateş düştüğü yeri yakar."
Biz o büyük acıya biraz yaklaşabilsek; şu dünyada ne kirli siyasete, ne birbirimizin kuyusunu kazmaya, ne de hırslarla dolu servet avcılığına aday olurduk. Bizler "Ateş düştüğü yeri yakar" atasözünü tarihin imbiğinden süzüp almışsak gerçeği açık söyleme konusunda da mert olmamız gerekir.
Ağlayan anneler, eşler, çocuklar, kardeşler sair akrabalar acıyı şerbet şerbet içerken bizim yapacağımız şey yaklaşabildiğimiz kadar o acıya yaklaşmak. Ateşin düştüğü yüreklere olabildiğimizce itfa olup o ateşi söndürmeye çalışmak.
Devlet, millet el ele verip önce bu acıyı, sonrasında ise acılara aday insanları şimdiden dikkate alıp sorunlarına balkondan değil içlerinden bakabilmek.
Fildişi kulelerden ahkam kesmek yerine madende çalışmanın bedelinin asla ödenemeyecek bir iş olduğunu idrak edip işçiye verilen üç beş kuruşun bütçe bütçe feryadıyla önüne geçmemek!
Ateş düştüğü yeri yakmasaydı yeryüzünde insanlar üşümesin diye bize ateş maddesi çıkaranlara patlamalardan önce koşardık.. Onların koşullarını sermayenin kazanç hırsına emanet etmezdik.
Allah onların nefeslerini bu dünyada söndürüp gülbahçelerinde misafir etmek istemişse kader deyip boyun bükmek metanet gereğidir. Allah rahmet eylesin...