Yıllardır bu şehirde hep küçük işlerle uğraştık..

Hep küçük hesaplar yaptık!.

Hep ‘Az olsun benim olsun’ mantığı ile hareket ederek, kısır çekişmeler içine girerek, sen-ben kavgası ile bu şehrin ciddi anlamda öne çıkmasını hep engelledik!

Nasrettin Hoca misali hep bindiğimiz dalı kestik..

Bir türlü büyük düşünemedik..

Büyük düşünenlerin de önünü açmak yerine hep köstekledik!

Öyle bir şehir olduk ki..

Bu şehirde herkes bir yerin başkanı, bir yerin başkan yardımcısı, bir yerin yöneticisi oldu.

Şehir merkezine çıkıp sağımıza baktığımızda ‘Hayırlı günler  başkanım’ solumuza baktığımızda ‘İyi akşamlar başkanım’ diyen başkan enflasyonuna tutulduk!

Adım başı başkan profili karşımıza çıktı!

Her köşe başında sivil toplum örgütlerini kucakladık!..

Ama ‘Bu koltukların hakkını kimler  verdi, kimler vermedi, kimler veriyor, kimler vermiyor, kimler yan gelip yatıyor’ diye ne özeleştirimizi yaptık ne de eleştirisini!.

Dedik ya!..

Başkan olmayı, yönetici olmayı, koltuğa oturmayı büyük bir marifet saydık!..

Unvan aşkı gözümüzü köreltti!

Bu şehirde ‘Bananeci  zihniyetlerimizle’, ‘Vurdumduymaz kör ayvaz’ misali tavrımızla, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ zekamızla(!)  ‘Yan gelip yatmakla’ zirve yaptık!

Siyaseti de halka hizmet olarak değil, ‘kullanım aracı’ olarak ifşa ettik!

Dedik ya!..

Her şeyin en iyisini biz biliriz ama hiçbir şeyi bilmeyizi çok iyi oynadık, oynuyoruz da!

Ama Allah var!..

Hakkımızı teslim edelim!

Dedikodu üretmekte, ahkam kesmekte, tezgah kurmakta  üzerimize yoktur!

Hele hele, onu bunu karalamada, onu bunu çekememede, yüze başka arkadan başka konuşmakta gerçek şampiyon biziz!..

Bu şehrin çözülmesi gereken sorunları nelerdir?

Kimin umurunda!..

Bu şehir hangi yatırımları almalıdır, bu şehrin tam olarak  önünün açılması için hangi projeler ortaya konmalı ve takip edilmelidir? Bu şehrin büyümesi yönünde eğer engellenmek istenen  projeler varsa onlara karşı el ele vererek hareket etme zekası ortaya koyma düşüncesine sahip olduk mu hiç?

Bu şehrin sivil toplum örgütleri, bu şehrin ileri gelenleri, bu şehrin hangi davasında bir adım öne çıkarak öncü rol oynadılar diye merak ediyorum!

Varsa biri söylesin!..

Yok kardeşim!

‘Konuşmada  üzerimize yoktur’ diyeceğim ama artık konuşmak da yok!..

Yan gelip yatmak varken konuşmakta ne?

Soralım;

Ey ahali  Lojistik Merkezden haberiniz var mı?

Veya ne kadar duyarlısınız?

Bakın son süreçte bu şehrin bugünleri ve yarınları adına hayati önem taşıyan son derece önemli bir yatırımı neredeyse resmen elimizden uçup gidiyor,  hiç kimsenin sesi çıkmıyor!

Sürmene Çamburnu’nda kurulması  için her türlü zemininin, alt yapısının  hazır olduğu  300 milyon dolar gibi büyük bir para harcayacak  yatırımcının da bulunduğu ortada  iken,  bu şehrin altın yumurtlayan tavuğu misali  Lojistik Merkez gibi dev bir proje ne yazık ki  avucumuzun içinden kaçıp,  başka bir şehrin limanına  demir atacak gibi bir sürece girildi ?

Bugünkü gazetemizin manşetinde okudunuz.

Bence  her açıdan Trabzon için  yüzyılın projesi!..

Kafkasların, İran ve Ortadoğu’nun bütün yük taşımacılığını, montaj ve paketlemeyi de  içinde kapsayacak şekilde  ‘AKTARMA MERKEZİ’  olacak  lojistik merkez  projesinin  Trabzon’a resmen hayat verecek olmasını ne yazık ki hala kimse ciddiye almış değil. Bu şehrin bakanı, bu şehrin valisi  ve sivil  toplum örgütlerinden TTSO ile DKİB Başkanı Gürdoğan tek başına uğraşırken ortada başka kimse yok!

Bu iş sadece siyasetin de işi değil!

Toplumsal reaksiyon işi! 

İşsizlik sorununu tamamen ortadan kaldıracağı gibi, Trabzon’un bütçesine  hayal edilemeyecek  rakamlar girmesine neden olacak. Deniz, kara taşımacılığı ticareti zirve yapacak. Böyle bir projeye yatırımcı da bulunmuş iken şehrin bütün dinamiklerinin bunun yapılmasına sahip çıkmaması,  Çamburnu’nun önünün açılmak istenmemesine  duyarsız kalması, bu şehrin  dinamiklerinin yan gelip yatmasından başka hiçbir şey değildir!

Allah aşkına Çamburnu’nda böylesine bu şehre hayat verecek bir yatarımın yapılmasını kimler neden engelliyor? Diye soran var mı?

Her şeyi bekleyin Bakan’dan, Vali’den yapsınlar!

Lojistik merkez için en çok mücadele veren  isimlerin başında gelen Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan’ın verdiği şu örnek çok şey anlatıyor..

‘Bakın Hong-Kong Lojistik Aktarma Merkezi’nin 850 milyar dolar bütçesi var. Siz bunun sıfırları atın, 85 milyar dolar yapın. Olmadı, 8.5 milyar dolaryapın. Trabzon için bu paralar hangi  anlamı taşıyor. Yük taşımacılığı aktarma merkezi olarak Hong-Kong’ mu  Avrupa’ya yakın Trabzon’mu? O nedenle Trabzon için büyük fırsat. Kafkaslara, Ortadoğuya, Avrupa’ya bile  aktarma merkezi olabilecek bir üs fırsatı kaçıyor. Bunu kaçıranlar bu şehre ihanet ediyor’

Anlamlı sözler..

Kimin umrunda!

Sağımızı dönüyoruz başkanlar, yöneticiler, sivil toplum örgütleri, solumuzu dönüyoruz başkanlar, yöneticiler, sivil toplum örgütleri!

Görüntü var, ses yok!

Trabzon gerçekten iyi bir üretim merkezi!

Ama dedikodu, sen-ben kavga üretim merkezi!

Ne yazık ki bu şehrin büyüklüğüne layık olamıyoruz!

Hep armut piş ağzıma düş!..

‘Bu şehir için ben ne yaptım?’ sorusunu kendine soran kaç kişi var!

Hayırlı  Cumalar!

Hayırlı Ramazanlar!