Türkiye Cumhuriyeti, tarihi boyunca bir çok deprem, sel, heyelan gibi doğal afetler nedeniyle çok sayıda vatandaşını kaybetmiş ve hala kaybetmeye devem ediyor. Örneğin 1999 Marmara depremi, 2003 Bingöl ve 2011 Van depremleri. Bugünlere kadar milyonlarca insan doğal afetlerde yitip gitti. Aslında insanı doğal afet değil, afete hazırsızlık öldürüyor ve milyarlarca TL yok olup gidiyor. Türkiye’de çarpık kentleşme, düzensiz ve sağlıksız yapılaşmanın yanı sıra gelişi güzel buldukları her açık alana gecekondu ve bina yapmanın sonu, milyonlarca insan canı ve ülke ekonomisinde büyük bir yaraya neden oldu.
Bu düzenin daha fazla gitmeyeceğini anlayan siyasi idare artık bu işe dur diyerek bence Türkiye’nin en önemli projelerinden biri olan “Kentsel Dönüşüm Projesi”ni hayata geçirdi. Bu projenin 3. ve en önemli ayağı Osmanlı’nın Başkenti Bursa’da yapıldı. Bursa’nın 750 bin nüfuslu Yıldırım İlçesi’nde gerçekleştirilen programda 49 ilde 90 bin konutun yıkımları başlatıldı. Katıldığımız programdan önce kısa bir süre inceleme fırsatı bulduk. Bursa’ya doğu illerinden göç etmiş ve bu bölgeye yerleşmiş insanların derme çatma evleri yıkılarak yerlerine Osmanlı motifleri ile süslü binalar yapılarak daha düzgün evlerde yaşayacaklar.
Bu proje sayesinde artık eski ve sağlıksız yapılar artık sağlıklı insanların yaşamlarını tehdit edemeyecek. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın hayata geçirdiği kentsel dönüşüm projesi sadece binlerce binayı yıkmış olmayacak. O binalarda yaşayan milyonlarca insanın daha sağlıklı ve güvenli yaşamalarına neden olacak.
Bursa’da katıldığım toplu yıkım programında konuşma yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemiş olduğu “Yara sarmayı öğrenmekten önce, yara almamayı öğrenmeliyiz” sözü bu projenin ne kadar önemli olduğunun anlatan bir gerçektir. Artık toprak altından insan çıkartmanın yöntemlerini değil de, insan gibi yaşamanın yöntemlerini öğrenmiş oluruz.