Hayat frensiz akıyor. Dokunulmazlığı olan tek şey zaman. Onu durdurmak, ondan mola istemek ne mümkün! Taktir edilen güne doğru seyir halindeyiz. Hız sabit, güzergah belli, varış noktası yazılı..
Biz insanlar bu kadar aleni bir hakikatin içindeyken öyle bir kaçak güreşiyoruz ki sormayın gitsin.
Günlük sorgumuzu dahi tehir ederek yol alıyoruz. Daha büyük zaman dilimlerini ise zaten başıboş bırakmışız. Elimizde olmayan bir hızın içinde kendi hızımızı ve hızamızı ayarlayamıyoruz.
Dünyadaki en gaddarlarla en mülayim insanların aynı zamanın kardeşleri olduğunu bile idrak etmiş değiliz.
Sen kötüsün, seni hızlı bir zamana tabi tutacağız; sen iyisin, senin zamanını seyrek dokuyacağız diye bir ayrım yok..
Kaide belli, ritmi kurulmuş bir düzenekte hangi kategorinin insanı olduğuna bakılmaksızın yürüyeceksin. Arkana dönme, geçtiğin yerleri tekrar etme imkanın da yok. Çünkü durdurulması imkansız bir hayattın akışında hepimiz bir öbjeyiz. Akıllı veya deli olmaya göre değişmez hiçbir şey..
Rakamlar hep aynı hızla akar. Hiçbir anın hiçbir andan uzunluğu kısalığı yoktur. Yeknesak bir mahkümiyetle çevriliyiz.
Kusurları küsürleri yoktur zamanın. Öyle bir nizam ki salise şaşmaz.
Suratların suretlerin de itibarı yoktur. Güzele çirkine aynı çalışır zaman..
Bir gün toprağa karıştığında cemalin ve göz ferlerin; gerideki iskelet, eşitler güzelle çirkini..
Göreceli sözlerle ruhunda coşku yaratanlar, seni bu halinle görseler aynı şeyleri söylerler miydi acaba? Seni dizseler diğer kemiklerle yan yana, şu benim kemiğimdi diye övünür müydü kimse?
Zaman eşitlerin eşitidir. Onun eşiğinde herkes aynı misafirperverlikle karşılanır. Asalet tanımaz zaman..
Nice kaşanelerin, sarayların, yalıların sakinlerine de aynı; nice kulübelerin, damların, gecekonduların müdavimlerine aynı tavırla gülümser zaman. Asla birine iltimas yapmaz.
Evet yıllar yeni yıllara devrile devrile akarken 365 gün 6 saat, 52 hafta, 12 ay şeklinde değişmeden deveran eder.
Bir gün duracaksa zaman..
Eşit duracak..
Ne cinsiyete, ne hayvana, ne de nebata göre bir şekil almadan..
Varlığın sahibi, ol deyip oldurduğu gibi, dur deyip durduracak..
Sonra zaman misalindeki gibi çok hassas bir terazi, zerreden kürreye her şeyi tartacak.
Bütün o düzenli akan zamanın kaydı ekrana yansıyacak..
Kusursuz bir kayıt, eşit bir yaklaşım ve hesaplar..
Zamanı işte o zaman tanıyacak herkes..
Ne insicamlı bir tablo denecek..
İşte o gün ya nane ya da dut yenecek..