Hayatıma yön veren, "beni ben yapan" acı, tatlı anılarım vardır. Yaşam boyu unutamayacağım, yıllar yılı sermaye yaptığım anılar... Tezatlar ülkesinde, tezatlarla dolu anılar...Bunların en ilginçlerini S.Eğitim Enstitüsü’nde yaşadım. Hoşbelkader mezun olduğum okula yıllar sonra öğretmen olarak atandım.1970'li yılların başlarıydı. Yeni tain yerim hakkında epeyce bilgi toplamıştım. Öğretmenler, öğrencilerle ilgili... Militan öğrencileri -şahsen- tanır gibiydim. İşin ilginç yanı tüm fanatikler aynı sınıfa toplanmışlardı.

Sınıftaki ilk dersimi hiç unutamıyorum. Benimle hiç kimse ilgilenmiyordu. Sınıfa kimin girdiği de öğrencileri ilgilendirmiyordu. Defteri imzaladıktan sonra  yaşlı başlı öğrenciler: "Arkadaşlar! Bir aksilik olmazsa, sene sonuna kadar bu dersleri beraberce yürütmeye çalışacağız" dedim. Hiç kimse istifini bozma gereğini duymadı. "Arkadaşlar ben yeni edebiyat öğretmeni, M.Cihan", dedim.Yine çıt yok. Baylı bayanlı gruplar oluşturmuşlar sohbet ediyorlardı. Neden sonra bir kaç öğrenci uyanır gibi oldu. İçlerinden birisi "Son zamanlarda bizim sınıf lingonun a.... döndü" dedi.

Öğretmenliğin en zor virajında olduğumu hissettim. Yılların deneyimi bile işe yaramıyordu. "Arkadaşlar! Dinlemek zorunda değilsiniz. Ama ben anlatmak zorundayım. Sizleri sıkmadan, bıktırmadan basit basit konular üzerinde sohbet edelim" dedim. Bakınız karşınızda Gençliğe Hitabe, diğer yanda İstiklal Marşı. Onlar üzerinde konuşalım. İlkokuldan beri karşınızdaki marş İstiklal Marşı’nı iki bölüme ayırsak, birinci bölüm hangi dörtlükler olur, dedim. Sınıftan bir homurtu yükseldi. Bir ay sonra lise edebiyat öğretmeni olarak kura çekecek kişilere bu denli basit soru sorulur mu? Koca sınıftan bir kişi doğru cevap veremedi. Şimdi okuyacularım da merak ederler? Böyle şey olur mu? Peki, dedim. Bu sorudan vazgeçtim.

Acaba Mehmet Akif bu marşı aruz ölçüsüyle niye yazdı. Hece ölçüsünü bilmiyor muydu? İşin ilginç yanı Süleyman Çelebi de Mevlit adlı methiyeyi aruz ölçüsüyle yazmış. Yine değişik sesler. Doğru yanıt yok. Peki son kıta niçin dörtlük değil de beşlik şeklinde yazılmış. Hık, mık doğru yanıt yok. "Peki arkadaşlar" dedim. Bu sorudan da vazgeçtim. Bir başka soru.

Gençliğe Hitabe’nin ön paragrafını bana doğru olarak okuyana yüz üzerinden yüz vereceğim. Kim okumak ister. Çıt yok. Hiç duymadık diyenler çoğunlukta. Günümüz gençliğine de aynı soruları sorduğumuzu farzettim. Cevap bekliyorum. Ey Atatürk Gençliği size sesleniyorum. Gençlik haftasında bu sorulara yanıt almaya çalışalım. Olur mu?

Sevgili gençler. Amacım sizeleri sınava çekmek değildir. Bakınız, çoğu yerlerde Gençliğe Hitabe'nin ön paragrafını bulamazsınız. Adı geçen bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum. "Bugün ulaştığımız netice, asırlardan beri çektiğimiz milli felaketlerin uyanıklığı ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu neticeyi  Türk Gençliğine emanet ediyorum.”

Ey Türk Gençliği...