Türkiye'de yaklaşık 65 milyon seçmen ve 17 milyon siyasi parti üyesi bulunuyor. Buna rağmen, toplumun büyük bir kısmının aday adaylığı sürecinin nasıl işlediği, adayların hangi yöntemlerle belirlendiği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını gözlemliyorum. Bu yazıyı kaleme almaktaki amacım da tam olarak budur.
Anlatacaklarım bir tarafı övmek ya da eleştirmek amacı taşımıyor. Aktardığım değerlendirmeler, 2014-2026 yılları arasında bizzat yaşadığım ve gözlemlediğim süreçlere dayanmaktadır. Farklı dönemlerde görev yapan yönetimlerin uygulamalarını kapsadığı için kişilere değil, sisteme ilişkin bir durum tespitidir.
Siyasette bazı insanlar her göreve talip olur; bazıları ise onları sürekli eleştirir. Ben aday olmaktan çekinmeyenlerden biriyim. Çünkü aday olmak yalnızca bir makam istemek değildir; bilgi, cesaret, tahammül, dayanıklılık ve özgüven gerektirir. Hiç aday olmamış kişiler kaybetmenin ne kadar ağır bir duygu olduğunu çoğu zaman bilemediğinden empati yapamaz ve eleştiri kolaycılığını seçer.
Belediye Meclis Üyeliği Süreci
Belediye meclis üyeliği aday adaylığı başvuruları ilçe başkanlıklarına yapılır. Parti Meclisinin belirlediği başvuru ücreti yatırılır, dosya alınır ve istenen belgeler tamamlandıktan sonra ilçe sekreterliğine teslim edilir.
2014 yılında teslim ettiğim dosyada şu soru yer alıyordu:
"İlçenizde gördüğünüz sorunlar ve bunlara ilişkin çözüm önerileriniz nelerdir?"
Bu soru aslında siyasetin özünü ve önemini anlatıyordu. Çünkü sorun görmeyen bir kişinin çözüm üretme iddiası da olamaz.
Yıllar sonra ilçe eğitim sekreteri olarak aynı dosyaları inceleme fırsatı bulduğumda ilginç bir tabloyla karşılaştım. 87 aday adayından yalnızca 7'si bu soruyu cevaplamıştı. Buna rağmen eksik dosyaların tamamı kabul edilmişti. İşte liyakat tam da burada başlıyor.
Liyakat; sadece güzel bir kavram değil, görevi hakkıyla yapmak, eksikleri görmek ve gereğini yerine getirmektir. Eksik dosyalar tamamlatılmadan kabul edilmemeliydi.
Adaylar Nasıl Belirleniyor?
Yazılı kurallar başvuru sürecini düzenlese de adayların hangi ölçütlere göre belirlendiği konusunda aynı netliği görmek mümkün değil.
Benim gözlemlediğim dönemlerde aday adaylarıyla kapsamlı mülakatlar yapılmadı. İlçe yöneticilerinin önemli bir bölümü aday adaylarını tanımıyordu; aday adaylarının da önemli kısmı yöneticileri tanımıyordu.
Sonrasında belediye başkan adayının belirlenmesiyle birlikte meclis üyeleri de çeşitli değerlendirmeler sonucunda belirlendi. Ancak hangi kriterlerin esas alındığı çoğu zaman açıklanmadı.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, Doğu Anadolu Bölgesi'nde belediye başkan aday adayı olan bir kişinin o ilde aday olamayınca, genel merkez kararıyla Ege Bölgesi'ndeki bir ilçede belediye meclis üyesi yapılmasıydı.
Daha düşündürücü olan ise, bu kişinin yaşadığı şehirden yaklaşık 1.800 kilometre uzaklıktaki belediye meclisi toplantılarına katılmadan beş yıl boyunca meclis üyeliği unvanını taşımasıydı.
Bu durum, görevi hakkıyla yapmak için can atan aday adayları açısından ciddi bir hayal kırıklığı oluşturmuş ve aşağılandığı hissiyatına kapılmasına neden olarak üzmüştür.
Belediye Başkan Adaylığı
Belediye başkan aday adaylığı sürecinde de başvuru dosyası hazırlanır ve ilçe başkanlığına teslim edilir.
2014, 2019 ve 2024 seçim süreçleri incelendiğinde aday belirleme yöntemlerinin çoğunlukla merkezden yapılan atamalar şeklinde gerçekleştiği görülmektedir.
Atamaların yapılmasındaki kriterleri de anlamak mümkün olmamıştır. 2019 seçimlerinde bir ilçede sekiz aday adayı bulunmasına rağmen, aday başka bir ilçeden atanmıştır. Yani aday olduğu yere değil, üstelik ilk atandığı ilçeden üyelerin itirazı üzerine farklı bir ilçeye kaydırılmıştır.
Böyle bir durumda yıllardır aynı ilçede çalışan, emek veren ve aday adayı olan kişilerin kendilerini nasıl hissettiklerini düşünmek gerekir. Empati, siyasetin en önemli unsurlarından biridir.
2024 seçimlerinde mevcut belediye başkanının yeniden aday gösterilmeyeceği beklentisiyle 15 kişi aday adaylığı başvurusu yaptı.
Aday adaylarıyla kısa mülakatlar gerçekleştirildi. Ancak tüzükte belirtilen aday yoklaması usulü yerine farklı yöntemlerin tercih edildiği görüldü.
Muhtarlar ve hemşeri derneklerinin görüşlerine başvurulduğu ifade edildi. Oysa parti tüzüğünde görüş alınacak kişi ve kuruluşlar açık şekilde belirtilmektedir.
Daha sonra telefon anketleri ve yapay zekâ destekli değerlendirmeler yapıldığı yönünde açıklamalar yapıldı.
Bütün bunlar yerine üyelerin doğrudan iradesini ortaya koyacağı ön seçim yönteminin tercih edilmesi hem daha demokratik hem de daha şeffaf olabilirdi.
Milletvekilliği Adaylığı
Milletvekilliği aday adaylığı başvuruları genel merkeze yapılmaktadır.
Başvuru dosyası teslim edildikten sonra adaylar ilgili genel başkan yardımcısıyla kısa bir görüşme gerçekleştirir. Ardından parti organlarının belirlediği listeler açıklanır.
Tüzükte aday belirleme yöntemleri ayrıntılı biçimde düzenlenmiş olmasına rağmen uygulamada çoğu zaman merkez yoklaması tercih edilmiştir.
Oysa ön seçim, parti üyelerinin iradesini en doğrudan yansıtan demokratik yöntemdir.
Sıralamada; bir dönem küçük partilere 14’te 4 Vekil olmak üzere sağladığı oy desteğiyle orantısız hak verilmiş, bir dönem de birinci sıralara ithal adaylar atanmıştır.
Kongreler ve Parti içi Demokrasi
Parti içi demokrasinin en önemli aşamalarından biri kongrelerdir.
Teoride delege seçimlerinin demokratik usullerle yapılmaktadır. Ancak uygulamada çoğu zaman delegelerin önceden belirlendiği yönünde yaygın bir kanaat vardır.
Partinin ileri gelenleri, çok adaylı seçimleri sevmezler. Ve çalışma aday sayısının azaltılması üzerine yoğunlaşır. Aslında ‘’aday olmak için üye tamsayısının en az yüzde onunun yazılı önerisi gerekir’’ hükmü zaten adayları sınırlamasına rağmen özellikle Belediye Başkanı bu konuda kendini sorumlu hisseder. İlçe Kongresinde aday sayısı ikiye indirildiğinde yarış iki aday arasında başlar sanırsanız aldanırsınız. Yerel Yöneticinin taraf olması doğalken, o kendini seçime çok kaptırır ve taraftarlığını abartır ve bizzat müdahil olur.
Sonucunda yukarıda yazdığım örgütlü kurum kazanır, öbür adayın kolu kaldırılır ve seçim biter, mağdur olan odur. Aday olmayı düşünüp baskı veya ikna ile adaylıktan çekilenler de bir şekilde mutlu edilir. Tek adaylı seçimlerde seçilmişler için yazabileceğim bir şey yok. Tek adayların çok başarılı oldukları belki söylenebilir.
Gizli oyun korunması, liste düzenlemeleri ve seçim usullerine ilişkin uygulamaların her yerde aynı standartta yürütülmesi parti içi güven açısından büyük önem taşımaktadır.
Sonuç
Bu yazı bir eleştiri değil, bir durum tespitidir.
Siyasi partilerin tüzükleri ve yönetmelikleri aslında demokratik işleyiş için gerekli kuralları büyük ölçüde içermektedir. Sorun çoğu zaman kuralların varlığında değil, uygulanışındadır.
Tüzük, yalnızca ihtiyaç duyulduğunda başvurulan bir metin değil; herkes için her zaman bağlayıcı olan partinin anayasasıdır.
Sorunlar zamanında çözülmediğinde büyür, kronikleşir ve sonunda hem partiye hem de ülkeye zarar verir.
Nitelikli insanların siyasete katılımı arttıkça liyakat güçlenecek, liyakat güçlendikçe de kamu yönetiminin kalitesi yükselecektir.
Platon'un şu sözü bugün de güncelliğini korumaktadır:
"Siyasetle ilgilenmeyen aydınların cezası, cahiller tarafından yönetilmektir."
Ancak günümüz için belki de şu cümleyi eklemek gerekir:
Bir ülkede en büyük tehlike, yöneticilerin kendi çıkarlarını toplumun ortak yararı gibi sunmaya başladıkları andır.
Yeni dönemler fırsat sunarlar ve yeni anlayışlarla, kötü uygulamalardan ders çıkartarak anlam ve güç kazanır. Ancak, aynı, keyfi ve antidemokratik alışkanlıkların devam etmesi ‘’yeni’’ üzerindeki umut ve inanmışlığı azaltır.
Halbuki; şeffaflığın, ön seçimin, dönem kuralının, liyakatin, hesap verebilirliğin, ortak aklın, aidiyetin, parti içi demokrasinin ve adaletin hâkim olduğu bir siyaset kültürü yalnızca partileri değil, demokrasiyi de güçlendirecektir.
Çünkü umut; kuralların herkese eşit uygulandığı yerde yeşerir.