Sayın Bakanım..
Bu şehrin, bu bölgenin bütün yükünü, şehrimize önemli hizmetler getiren ve getirmeye de devam ederken siyaset üstü bir kimlik ortaya koyan, yakın arkadaşınız Çevre ve Şehircilik Bakanımız Erdoğan Bayraktar’ın omzuna yüklemenin kendisine de haksızlık olacağını düşünerek sizlere bu yazıyı yazıyorum.
Çünkü bu şehir her derdinde ister kendi bakanlığının sorumluluk alanı olsun, ister başka bir bakanlığın sorumluluk alanı olsun, sürekli Sayın Bayraktar’ın kapısını çalmakta, onunla çözüm aramakta ve sorunların çözümü için de sürekli yardım istemektedir...
 Vatandaş sorunlarının çözümü ve hizmet alabilme noktasında kendi bakanının kapısını çalmak istemekte hiç kuşkusuz haklı. Çünkü sığınacağı tek liman orası!
Hele hele siyaseten teşkilatınızın irade yapısı zayıfsa, işiniz daha da zordur!
Bakanımız Sayın Bayraktar dert babası gibi hep karşımızda duruyor!..
İl başkanı da, merkez ilçe başkanı da, milletvekili de, bakan da O... Açıkçası AK Parti’de bütün sorumluluk onda!..
Vatandaş kendine göre haklı olarak bunu düşünmese de, her bakanlığın kendine göre sorumluluk, işlev gören kurumsal yapısı ve hizmet alanları var!
Bir bakanın, bir başka bakanın sorumluluk alanına girmesi zaten mümkün değil! O nedenle de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi Ulaştırma Bakanlığı’nın  boyutu da çok ama çok önemli..
Sayın Bakanım
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki  bu ülkede son 11 yılda AK Parti iktidarları döneminde hiç kuşkusuz en başarılı bakanlardan biri de şahsınız Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı olarak sizler gelmektesiniz. Hiç tartışmasız önemli işlere imza attınız. Karayolları ağının böylesine hayal edilemeyecek boyutlara gelmesinin, ulaşım ağında ülkenin batı standartları ile yarışmaya başlamasının, hızlı tren projelerinin hayata geçirilip demiryolu ağının böylesine gelişmesinin, havayolu taşımacılığında Türkiye’nin, dünyanın en önemli ülkesi haline gelmesinin, THY’nin gerçek bir marka olmasının ve dünyanın en büyük havaalanının İstanbul’da yapılacak olması, Başbakan Erdoğan’ın mimarlığında Türkiye için son derece önemli işler!..
Sayın Bakanım, Trabzon ile ilgili önemli sıkıntılar olduğu ortada.
Sayın Başbakan’ın her defasında ‘İnsani yaşat ki, devlet yaşasın’  şeklinde çok güzel bir sözü var. Fakat insanı yaşatacak olan öncelikle devlettir ve dolayısıyla devlet kurum ve kuruşlarıdır. İnsanını yaşatmayan, insanının önünü açmayan, asla sosyal devlet olamaz!
Trabzon’da görülen bir gerçek var ki   Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü’nün yıllardır, aylardır ortaya koyduğu tavır hiç de o sözle örtüşmemektedir. ‘Nerde bu devlet?’ sorusunu apaçık sordurmaktadır. Sadece kendi bildiğini okuyan, adamına göre muamele yaptığı apaçık ortaya çıkan, yasaları, mevzuatı adamına göre uygulayan, adamına göre yöntemler benimseyen, adamına göre üst geçit uygulamaları ortaya kolan, bir projeyi adamına göre 4 kez değiştiren, adamı olmayanları adeta ‘Ne haliniz varsa görün’ dercesine iten, ne yazık ki ama ne yazık ki Trabzon’da iktidar partisinin teşkilatlarının iradesi olmadığı için(!) istediği gibi at koşturan, ilçe başkanlarını dinlemekten kaçınan bir bölge müdürü ve bölge müdürlüğü, şehrin acı gerçeği olarak karşımızda durmaktadır!
Bu ne güç, bu ne cesaret!..
Trabzon’u hiç ciddiye almayan, eleştirilere karşı kör ve sağırı oynayan, bilgilendirme dahi yapmayan bir devlet kurumu olabilir mi?
Bu Bölge Müdürü bu gücü kimden alıyor!
Sayın  Bakanım...
Tamamen kendi içine kapanan, Trabzon şehrinin gerçeklerini görmek istemeyen, vatandaşa, iş adamına, yatırımcıya çözüm üretme noktasında şevkat elini uzatmak yerine iten, yatırımcıya çile çektirmekten zevk duyan ama kim güçlü ise dediğini yapan, güçsüz olanları, arkası olmayanları görmek dahi istemeyen, iktidar partisinin il, ilçe teşkilatlarının şikayetlerine dahi hiç oralı olmayan, sivil toplum örgütlerinin sesine dahi kulaklarını tıkayan böylesine bürokratik anlayışların Başbakan’ın ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözüne sadık kalmaları mümkün mü? 
Yarın seçim dönemlerinde vatandaşlarla karşı karşıya gelecek, vatandaştan, iş adamından, esnaftan oy isteyecek iktidar partisi mensupları ve sizlere canı yanan, ezilen vatandaş ‘Karayolları benim hakkımı hukukumu çalarken, beni korumazken, bana şevkatli elini dahi uzatmayıp adam ayrımı yaparken, en acısı bizleri adam yerine koymazken sizler  neredeydiniz’ diye sorduğu zaman ne diyeceksiniz?
Bakın son aylarda mağduriyet açısından örnek olarak sürekli yazdık.
Bu şehirde yıllardır turizme de büyük katkı sağlayan bir insan kendine ait bir arazi üzerinde dağı, taşı delerek belediyeden de yasal olarak imar iznini de alarak  ve 5 milyon TL harcayarak yeni bir tesis yapacak, açılışını dahi yapmamışken, sen geleceksin o tesisin önünü bir cm dahi boşluk bırakmadan 3 yerinden demir bariyerlerle jandarma nezaretinde kuşatacaksın. Sonra da orada  ‘Varsa sökecek bir babayiğit’ diye meydan okuyan bürokrat sesleriyle karşı karşıya kalacaksın.!
Bir düşünün, o yapılan işyerinin karşısı denize sıfır uçururum bir alan. Orada yıllardır bir bariyer yok, dağı taşı delerek yapılmış hiçbir tehlike arz etmeyen önü geniş bir alan olan o yeri gelip her bir tarafından demir bariyerlerle kuşat!
Olacak iş mi?
Sayın Bakanım, gelin bu şehirde karayolları güzergahlarında nasıl ayrımlar yapıldığını, adamına göre nasıl üst geçitler yapıldığını, o üst geçitlerin adamına göre projelerinin 4 kez nasıl değiştirildiğini görün!
Eğer bir yasa, bir mevzuat varsa bunlar adamına göre değil, herkese eşit olarak    aynen uygulanmalı.
Daha yeni Trabzon’un turizm merkezlerinden Çamburnu Sosyal Tesisleri’nde turistler için lavabolarının yenilenmesi  için 7 kurumdan görüş yazısı gelirken, bir tek Karayolları’ndan bir türlü gelmez oluyor. Neden? Müdür Bey bekleniyor!
Bu ne güç ? diye merak etmemek mümkün değil!
Sayın Bakanım..
Çok daha da önemli bir konu;
Trabzon için olmazsa olmaz olan Güney Çevre Yolu projesinin yapımıdır!
Sayın Bakanım..
Rize, Ordu ve Giresun Güney Çevre Yolu’nu hayata geçirirken, Başbakan’ın böylesine gözünün üzerinde olduğu, önüne gelen her Trabzon projesine onay verdiği bu şehir, deniz ile dağ arasına sıkışmış nefes alamaz durumda.
Yapılan sahil yolu, artık resmen şehir için yol olarak işlev görüyor. Bu şehir için güney çevre yolu yapılması kaçınılmaz bir gerçektir. Sayın Başbakan Trabzon’u büyükşehir yaparak ödüllendirdi. Şimdi görev sizin bakanlığınızda. Bu ödülün gerçek karşılığı yani Trabzon’un gerçek bir büyükşehir olmasının ödülü, Güney Çevre Yolu’nu hayata geçirmek olmalıdır.
Artık resmen nefes alamayan, sıkışan Trabzon’da bunları çıkıp açık açık sizlere söyleyecek, önünüze getirecek parti teşkilat mensupları olmadığı için yazmak, takip etmek bu şehirde yaşayan bir gazeteci olarak bizlerin boynunun borcudur.
O nedenle Çevre ve Şehircilik Bakanımız Erdoğan Bayraktar’ın Trabzon’da işinin ne kadar zor olduğunu, herkes gibi sizlerin de daha iyi anlayarak, fahri hemşehrisi olduğunuz bu şehirde yaşanan Karayolları Bölge Müdürlüğü kaosu ile birlikte Güney Çevre Yolu gibi  hayati projeye el atmanızı istiyoruz..
Sevgi ve Saygılarımla..