Kan kaybı olanca hızıyla devam ediyor ; merak ediyorum kimin canı yanıyor en çok ?
Olur da belki bir aralık giderim diyenlerin bu tabloyu izlemekten sıkkın olmadıkları açık... Ateşle barutun henüz yanyana gelememesinden dolayı  da tüm suçu Tolunay Hoca’ya yükleyemeyiz. Ateşin olmadığı yerde barutun patlamasını beklemek hata olurdu zaten... İkinci bir Şenol Güneş de yok ki gönderilsin. Demek ki ikinci bir bariyer yok hataları kapatmak için...
En çok kimin canı yanıyor peki şu an ?
Taraftarın?
Fenerbahçe’yi eze eze yenen 1461’ini bile ne uğurlayan ne karşılayan taraftarın canının yandığını hiç sanmıyorum. Küflenmiş transfer politikalarının baş mimarlarının  kendi vicdanlarının sesini dindirmek için ne yaptıklarını merak ediyorum bir de ? Peki ya sayılmayan goller, hakemlerin rüyalarında sayılıyor mudur acaba hepsi ? Kâbus statüsüne ulaşabiliyor mudur hatalı kararlar ? Dünyanın bir numaralı futbolcularını almışız da borcun içine girmiş bir halimiz var üstelik ; gel gör ki ortada borç var ama armanın ruhunu taşıyabilecek transferler de yok... Üst üste öylece bırakılmış metal yığınlara benziyoruz. Gelip geçen zamanı boş gözlerle izlemek gibi bir hastalığımız var.
“Ofsayttı, penaltıydı, saha şöyleydi, hava böyleydi, hakem kötüydü” bahanelerini haklılık payı içerdiğinde bile sevmesem de,  yürekli insanların tüm bunlara göğüs gererek de galibiyet kazandığını bilsem de ; artık bu hakem hatalarına bir son lütfen! Daha kaç golümüz sayılmayacak, daha ne kadar susacağız ?


Bu yok oluşlar, en çok takımını tüm yüreğiyle seven insanları yaralıyor; yağ sürerek ekmeklerine kirli ellerin... Bordo Bordo kanıyor ve ne yazık ki mavi mavi izliyoruz... Hepsi bu...