Biri çıkmış;
“Güneydoğu için federatif yapı istiyoruz. Biz kendi kendimizi yönetiriz.”
Biri çıkmış;
“Bu bölgenin madenleri Kürdistan bölgesinindir. Biz de hak talep ediyoruz”
Biri çıkmış;
“İstiklal Marşı ırkçı marş, bizim marşımız değil. Okumak zorunda değiliz. Ordusu bizim ordumuz değil. Biz Kürtlerin de marşı ve ordusu olacak.”
Biri çıkmış;
“Anayasa değiştirilmeli.. Bu ülkenin adı Türk-Kürt Cumhuriyeti olmalı.”
Biri çıkmış;
“Bizim yaşadığımız bölgenin adı Güneydoğu Anadolu bölgesi değil, Kürdistan bölgesidir.”
Biri çıkmış;
“Gün gelir PKK da Meclis’e girer!”
Neler neler..
Al birini vur ötekisine..
Küstahça açıklamaların ardı arkası kesilmiyor!
Meydan onların..
Açıkçası her gün biri çıkıp Türkiye Cumhuriyeti devletine, Anayasası’na, kurumlarına, iktidarına rahatça meydan okuyor.
Peki kim bunlar?
Ellerinde Türk vatandaşı kimliği ve pasaportu taşıyan ve Türkiye Cumhuriyeti devletine resmen vatandaşlık bağı ile bağlı olan, bu ülkenin bütün nimetlerinden ayrımsız, gayrımsız eşit olarak yararlananlar.
Kim bunlar?
Türkiye Cumhuriyeti devletinin belediye başkanları.
TBMM çatısı altında Türk milletinin vekili olarak görev yapıp Türk milletinden kesin vergilerle maaş alanlar.
Kim bunlar;
TBMM kürsüsünden ‘Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim’ diye yemin eden Türk milletinden kesilen vergilerden maaşlarını alanlar!..
Biri de dün çıkmış;
“Artık bu bölgenin adı Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmasın. Adı Kürdistan olarak konsun.”
Sonra artık Güneydoğu'da yol kesmek de adam kaçırmak da çok kolay!.
Bırakın Güneydoğu'yu İstanbul'un göbeğinde araçlar yakılıyor..
Güvenlik güçleri ‘Aman bir şey yapmayın. Kardeşlik projesi bozulur!’ denerek kışlasına çekilmiş seyrediyor.
Peki bunların anlamı nedir?
Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir tabloya izin verilebilir?
Dünyanın, demokrasisi en gelişmiş hangi ülkesi bunlara ‘Demokratik hakları’ diye yol verebilir ki!
Söylesinler numunelik bir ülke?
Bulamazlar..
Dünyanın demokrasisi gelişmiş hangi ülkesi, kendi ülkesinde kendi vatandaş kimliği altında yaşayan, herkes gibi ülkenin bütün nimetlerinden eşit olarak yararlananlara böylesine bölücülük yapma imkanı tanır?
Kendi ülkelerinde en küçük bölücü harekete bile taviz vermeyenlerin Türkiye’den sürekli bölücülere yönelik ‘Demokratikleşme’ adı altında içimizdeki şakşakçıları ile birlikte taviz üstüne taviz istemelerinin amacının ne olduğu aşikar!..
‘Demokrasi ve Özgürlük’ demek insanların yaşadıkları vatan topraklarına karşı başkaldırış olabilir mi?
Ne yapacak bu ülke!
Her zaman söyledim.. Allah aşkına bu ülkede Kürt kökenli vatandaşlarımızın Türk vatandaşlarından ne eksiği var?
Kürtçe eğitim diye Ankara'da bağıranların çocuklarını bu ülkenin en pahalı kolejlerinde, okullarında hatta İngiltere ve ABD'de nasıl okuttuklarını bilmeyen var mı?
Yöredeki gariban insanların çocukları dağa kaçılırken, kendi çocukları bir elleri balda bir elleri yağda yaşamıyorlar mı?
Hadi yollasınlar dağa!
‘Kürtçe resmi dil olsun’ diyen BDP'li milletvekillerinin kendi aralarında dahi Kürtçe değil de sürekli Türkçe konuştuklarını bilmeyen, görmeyen var mı?
Neden o yöreden çıkmış ünlü iş adamları kendi yörelerine yatırım yapmazlar da, batıya yatırım yaparlar? diye soran BDP'li vekiller hiç yok!
Hedef belli;
Türkiye Cumhuriyeti devletinin ulusal kimliğini yok etmek!..
Bu kadar ucuz mu bu işler!..
Ucuzsa helal olsun!