Bir zamanlar Van, Hakkari, Kars, Ağrı, Erzurum, Erzincan, Artvin, Rize, Giresun, Ordu hatta Samsun dan araçlar gelip bu şehirde hayali, yıldız, turan garajlarında Çömlekçi ve Değirmendere’de tamir ediliyordu. Esnaf akşama kadar yağın pasın içinde uğraşıyor, yağ sobasında, odun tozunda ısınıyor, üstüpü ile elini kolunu siliyor, akşam oldu mu kolalı yaka, manşet kollu gömleğiyle son derece lüks otomobiline biniyor, her akşam lüks bir restoran da masa kuruyor konuklarını ağırlıyordu.
O esnafların bu şehrin merkezinde dükkanları mekanları ve hatta işhanları vardı.
Bu şehirde gümrüğe teslim edilen araçların sahibi varsa hiç kimse ihaleden almazdı veya icra yoluyla satılan araçların sahibi varsa yine asla alan olmazdı.Çünkü bu şehir adam gibi şehirdi insanları ile birlikte!..
Tüm ülkeye yaşayan insanlarıyla örnek olan, PKK nın lojistik destek alamadığı için giremediği bu şehir son 10 yılda öyle bozuldu ki, memurlar, müfettişler kamu kurumundan yatarak maaş alanlar, adeta kibarca ihale takip etmeye başladı!
Bu şahıslar bilgisayarda icra.com sitesine abone olmuş adeta ihale takip ederken, biz ise 'Eğitimde niye dibe vuruyoruz' diye kendimizi sorguluyoruz.
Bu şehir bozuluyor beyler bozuluyor!.. Adamlık, insanlık rafa kalkıyor!
Özellikle bazı müfettişler icra yoluyla ev, arsa arazi alıp satıyor, yediemin garajlarından yapılan satışlarda icra müdürlükleri polise veya jandarmaya bilgi vermiyor, ne hikmetse bir kısım galericilere ve muameleciler anında bilgilendiriliyor.
Gittik gördük yaşadık!..
Dışarıdan gazel okumuyoruz!
Aslında icra satışlarında il dışında yapılan ihalelerde polis bölgesinde polis kamerası, jandarma bölgesinde jandarma kamerası izliyor, görevini yapıyor, ihaleye fesat karıştırmayı önlüyor, önleyici hizmet yapıyor, çeteleşmeye ve oluşacak ihale mafyasına izin vermiyor!
Son yıllarda hızla bozulan günü gününe uymayan ekonomik şartlar insanları banka kredilerine mahkum etti. Hal böyle olunca da borcunu ödeyemeyen memur ve esnaf bankalara, kredi kooperatiflerine koşuyor, evini barkını arabasını, bağını bahçesini tarlasını rehin veriyor . Bankalar paralarını icra yoluyla almak için özel avukatlık büroları kuruyor ev arsa arazi satın alıyor.
İhalelerde hakkını bulsun diye banka avukatları teminat yatırıp fiyat arttırıyor, bol kazanç kapısı olan banka şubelerinin sayısı il genelinde 150’yi bulmuş üretim yok tüketim toplumunda bu kadar banka nedendir diye soran yok!
Üretim dediğimizde ise aklımıza 1960 yıllarda kurulan zarar ettiği için iki kere özelleşen Trabzon şehrinin tek bacası tüten fabrikası olan 1000 ortaklı Aşkale çimento fabrikamız geliyor. Bugün alternatif yer göstermeden onu da kapatmaya uğraşıyoruz.
Köylüye ‘ekmeyeceksin biçmeyeceksin’ diyor dekar başına para ödüyoruz.
Tam bir tüketim toplumu olmuşuz bunu da görmüyoruz.
10 yılda icra dairelerinin sayısı 3’ü, yediemin garajlarının sayısı 13’ü bulmuş onu da görmüyorlar. Bu garajlardan satılan araçlar icradan haraç mezat yoluyla satılıyor. İflas eden esnafın araçlarına leş kargası gibi saldıranların bir çoğuna iyece baktığınız zaman ne oldukları belli oluyor.
Bunlara ses çıkaran yok, önlem alan da yok, galiba çete oluşmasını bekliyorlar.
Bu görüntüler asaletli insanların yaşadığı bu şehre hiç mi hiç yakışmıyor.
Bu mu benim Trabzon’um..
Dışarıdan anlatılan Trabzon kesinlikle bu değil !