Şirret bir dünyada hükmümüzü doldurmayı beklerken hafızayı insanın güdük tavırlarında dolaştırdığımızda ne hazin tablolar göz eşiğinden içimize akıyor. Uygarlık payesine ambargo koymuş zalimlerin saltanatı, modern yamyamlığın insan hayatı üzerindeki tasallutunu zaferleştiriyor.
Zifiri karanlıklar içinde her taraftan başımıza inen balyozları hatır belasına sineye mi çekelim!
İtirazsız itaat kültürü bizde gelişmemiş diye hayatımızın her anında yelkensiz insanların kahrını mı çekelim!
Zihinsel ameliyelerimizi yoklayarak sevgimizi, aşkımızı ifade etmenin bedelini bir kör bakışaçısına nasıl teslim edelim?
Yaşadığım bölge esaretin tutsak edildiği Karadenizdir. Kula kulluk etmenin, çıkar için eyvallahın nadirleştiği bu özgürlük diyarı, birilerinin neşesini mi kaçırıyor?
En batıdan en doğuya doğru hiçbir meridyende hakikatin hayatı güneşlenmiyor. Kara bulutlara gömülmüş zebun tiranlar ellerindeki bıçkın kılıçlarla azrailden daha cevval bir ölüm makinesine dönüşmüşler.
Kimisi Barak kimisi Merkel kimisi Putin diğerleri ise zaten ölçütsüzlük boyutunda kaile dahi alınmıyor. Biz, kendimize hoş görünen masallarla fersah fersah mesafe katettiğimizi telkin etsek de rahmetli Erbakan mezarından 'Hadi ordan be!' diyor.
Evet belki maddi alemde bazı gelişmeler sağladık, yollar, hava alanları, hastahaneler bağlamında hatırı sayılır imzalar attık, kabül! Ama zihinsel güçlenme, felsefi gıda, inanç değerlerini kaynağına dönük anlamlandırma ve de bilimum eğitim merhalelerinde yol katetme şöyle dursun bu konularda mürteci olduğumuz gerçeği bizi ihata etmiş durumda.
Hak haykırdığında birileri kaçacak delik aramıyorsa böyle bir dünya tekin değildir. Menfaat üzerine zeminlendirilen ilişkiler hayatın egemen unsuruyken televizyonları işgal edip her yapılanı iman unsurunun bir zaferi gibi sunmak işlevsel zihinleri kandırmaktan öteye geçemez, geçemiyor da!
Kendi milliyetine varlığını yabancılaştıran sunumlu şahsiyetlerin etrafımızda ayarı yüksek mücevherler gibi dolaşmasına, dolaştırılmasına nasıl itiraz etmeyelim!
Kendi kültürümüze hasımlaştırılmış bir gençlikle bizlik şarkıları söyleyerek emin adımlarla nasıl geleceğin burcunda bir güneş gibi bayraklaşacağız!
Kurgusu hormonlu gıdalarla yalpalaşmış bir dünya, sögüt ağacı gibi verimsiz bir serinlik verirken bir çınarın asırlık gölgesinin bereketini özlemişliğimizi kimse yadırgamasın!
Kanaat deyip iç eden savurgan yamyamlara bedava avukatlık yapılmasın. Bize Rabbin bahşettikleri limitsizken onun rızası dışında hiçbir konuda sınırlama getirilmesin.
Her hamlesiyle bağrımıza bağrımıza saplanan edepsiz hançerlerin acısını bir bütün olarak hissetme melekemizi toplum olarak duyumsayabilme yeteneğimiz var mı!
Kendine cömert olanların bizi kanaatsiz görme haklarının olduğunu düşünmüyorum. Kaynağından gelen kanaate de nimete de eyvallah!
Gerisi Padişahın perisi!..
rak: Erkek yengeç(Osmanlıca sözlük)
kel : Saçı dökülmüş olan ( mec. İçinde az eşya bulunan.(TDK)
in: Yaban hayvanlarının kendilerine yuva edindikleri kovuk. 2. Mağara.  (TDK)