Çankaya Köşk'ü yolculuğunun ilk peronunda üç yolcu hazır.
Vasıta, hava koşulları müsait olursa bu yolculardan birini Çankaya'ya çıkaracak.
İki yolcu ise peronda halkın arasında bir başka baharın gelmesini bekleyecek.
Koşullar üçü için de müsait olmazsa yani vasıta rötar yaparsa 24 Ağustos'ta tekrar perona bu sefer iki kişiden birini almak için uğrayacak.
Zira biri elenecek.

***
Bu Çankaya denen yerin anlamı nedir? Araştırdığıma göre özbeöz Türkçe bir sözcük.
Anlam: Taşları katmer katmer kalkan kaya. Belki mermerin bir cinsi de diyebiliriz.
Yıllar önce Refah Partili bir meczup, Çankaya için; "Çan+kaya yani Hırıstiyan ikametgahı" demişti de şimdi Çankaya yolcusu olanlardan hiçbiri o zaman bu meczupa bir şey dememişti.

***
Neyse 'dün dündür' deyip biz bu yolculuğun ülkeye getireceği hayır üzerinde duralım.
Bir kere beratı direkt halk verecek.
 Bu mükemmel bir şey!
Türk Mileti'nin  iradesi, doğrudan Çankaya yolcusunu belirleyecek.
Türk Milleti'ne 5 yıl başkumandan olacak kişi, onaltı yıldızlı forsun gölgesinde sevk ve idareye başlayacak.
Adayların üçü de Türk Milleti'nin evladı. Türklük tanımlarının gözden geçirildiği şu günlerde aslında bu seçim bir Türklük tanımı.
Şöyle ki; kimsenin kökenine bakılmaksızın, kimsenin kan analizi yapılmaksızın, kimsenin kafatası ölçülmeksizin ben Türk Milleti'nin ferdiyim diyen üç aday yola koyuldu.
Üçü birbirinden ayrı stateji izleyerek bu süreci geçirdi.
Sonucu bu büyük millete bıraktı.
Millet kantarını, terazisini, vicdanındaki örtüyü, beklentilerini, varlığını hazırladı.
Kader kutusuna yöneldi.
Kader kimin için orayı bu milletin parmaklarına nakşetmişse sandıktan o çıkacak.
Ve bizim, hepimizin Cumhurbaşkanı olacak!
Halk iradesine (Meclis aracılığıyla) önceleri görüldüğü üzere itirazlar inşallah olmaz.
En muhalif olan da işte benim Cumhurbaşkanım der.
Tek dileğim bu!