Öncelikle şunu söyleyeyim!
“Hangi takımın taraftarısın” sorusuna, ruhuma kırmızı kurdele takıp “Trabzonsporluyum” demekten büyük gurur duyuyorum.
Varsın bir ömür boyu da şampiyon olamasın!
Hiç problem değil!
Çünkü biliyorum ki, nadasa bırakılmış ve alın terinin suladığı bir şampiyonluk özlemi, tarla sürüp, ekin büyütülerek kazanılmış bir şampiyonluktan daha keyif vericidir.
***
İnsanları mutasyona uğratan ve bir o kadar da adrenalin salgılamalarına sebep olan Şike Davası ülkemizde ne yazık ki arapsaçına döndü.
Trabzonspor taraftarı artık adaleti ülke dışında arıyor.
Gazetelere ilanlar veriliyor.
UEFA ve FIFA göreve davet ediliyor.
Sokak eylemleri yapılıyor.
***
Hatırlayalım!
Şike Davası’nda Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, 6 yıl 3 ay hapis cezası almış ve Fenerbahçe’nin şike yaptığı apaçık tescillenmişti.
Beraberindeki tarla işçileri de çeşitli cezalara çarptırılmıştı.
Paralel, dikey, dikdörtgen derken, şike çetesine yeniden yargılama yolu açıldı.
İlk mahkeme de 13 Ocak’ta başlıyor.
***
Şimdi merak ediyorum.
Bu dava nasıl sonuçlanacak?
Elinde gofretiyle Trabzonspor maçına giden ve şampiyonluk özlemi çeken Ahmet’in, Mehmet’in vicdanlarını ve hayallerini kimler umursayacak?
***
Milyonlarca kez yazıklar olsun!
Bu ülke insanını futboldan soğuttular.
Şimdi Aziz Yıldırım “Dürüstlük adamlığın markasıdır” diyorsa eğer, Türk futbolundan elini ayağını çekmelidir.
Bazı taraftarlarının mutasyona uğramış benliğini tedavi etmek ve onlara şiddetin bir çözüm olmadığını öğretmek istiyorsa, evinde oturup, pazar sabahları çiçeklerini sulamalı ve güvercinlerini beslemelidir.
Öyle Türk futboluna şikeyi bulaştırarak, kendi çamurunu başkasına sıçratmakla lider olunmaz..
Çünkü dik bir baş parayla değil, alın teri ile olur muhterem!
***
Bir parantez de TFF Başkanı Yıldırım Demirören’e açayım.
Demirören kürsülerden “Bizim köyün üzümü, sizin köyün delisi” tarzında kof nutuklar atmaktansa, futbolun üzerindeki karabulutları dağıtmak için, elini taşın altına koymalıdır.
Şampiyonluk kupasını Trabzonspor’a verip, göçmüş ve gecikmiş adaleti biraz olsun ayağa kaldırmalıdır.
Çünkü adalet bunu emrediyor.
Eğer bunu yapamıyorsa, tarihin bunu da yazacağına hiç şüphesi olmasın.
Eyvallah!