Trabzon Osmanlı’dan kalma merhum Başbakan Menderes döneminde Ahmet Suat Özyazıcı Spor Sahası’ndan çıkarılan taşlarla uzatılan mendireği ile tarihi limanımız..
Yine merhum Adnan Menderes’in kurduğu havalimanı ve merhum Trabzon Milletvekili Mustafa Reşit Tarakçıoğlu'nun TBMM’ye verdiği bir önerge merhum Başbakan Menderes'in emriyle kanuna dönüştürülerek bölgenin ihtiyacına binaen kurulan merhum Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın da tasdikiyle kanunlaşarak açılan KTÜ'müz..
Ve merhum Başbakan Menderes 1952 onartıp camii olarak ibadete açtığı Ayasofya Camii ve 1959’da kapatılıp restore edilerek müzeye çevrilmesi ve çobanların kışın konakladığı Meryemana Manastırı’nı turizme açması..
'Sanayisi yok' denen bu şehre bir de çimento fabrikası kazandırmak için kolları sıvayan merhum Menderes, DP'nin Trabzon Belediye Başkanı Fethi Çulha’ ya yer bulması için talimat vermiş, bugünkü arazi tespit olunmuş ve Başkan Çulha 1959 genel seçimlerinde Trabzon Milletvekili seçilerek TBMM’ye girmiş. Ama 1961 ihtilali ile Başbakan Menderes Yassıadaya düşünce başbakanlığa CHP Lideri İsmet İnönü gelince fabrikadan ses seda kesilmiş!
DP kapatılır.. AP emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala’nın genel başkanlığında kurulur çok kısa bir müddet sonra AP'nin Genel Başkanlığına gelen Süleyman Demirel’in ilk işi Trabzon Çimento Fabrikası’nın temelini atmak olur.
Fabrika kurulur açılır, (bugün kapatılmak istenen bu fabrikada 1000’e yakın insan iş bulur, bu 5000 kişiye ekmek demektir ve kapatılırken 1000 kişinin işsiz 5000 kişinin aç kalacağını iyi düşünmek gerekir öyle kapat gitsin ile kapatacaksanız İzmit’in göbeğinde Sabancının Ankara'nın göbeğinde TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu'nun Nuh çimentosunu kapatın!..
Öyle kapattım demekle olmuyor)
Ve 1967 yılı İdmanocağı, İdmangücü, Martıspor Trabzonspor adı altında Ali Osman Ulusoy başkanlığında kurulur.
Trabzonspor kısa zamanda İstanbul futbol dükkalığına kafa tutar, şampiyonlukları ve kupaları alıp bu ile getirerek Trabzon ismini tüm dünyaya duyurur.
En büyük reklam aracımız olur.
Trabzon'u dışarıdan olduğundan büyük gösterir ve tüm dünyaya mal olur. Ancak bu şehir sürekli göç verir. 1975 yılında bu şehrin toplam nüfusu 730.000 iken tam 38 sene sonra bu nüfus yine 730.000’dur.
Acı ama gerçektir..
Bu süre zarfında İstanbul’un nüfusu ikiye, İzmir'in üçe, Antalya'nın dörte katlamıştır. 2002 ve 2007 de TBMM’ye 8 milletvekili gönderen Trabzon 2011’de 6 milletvekili gönderebilmiştir.
Çünkü nüfus çaresizliğidir bu!
Trabzon için aslında acı ama gerçektir!
Siz bakmayın Büyükşehir olduğuna!
Değişen ne vardır ki!
Şimdi 'Aranan kan bulundu bu ilin kalkınması için demiryolu şart oldu' deniyor.
Kim diyor bu şehrin önde gelen STÖ başkanları diyor.
Ne zaman mı tam 10 yıldır bunlar treni bekliyor. Ancak Samsun'a tren ne getirip ne götürüyor, gemilerle limana gelen kömürü alıp iç Anadolu’ya taşıyor.
O kadar!
İş adamlarına sorduk 'Neden trene yük vermiyorsunuz' diye..
Cevabı ortada..
'Biz yükü İstanbul’dan veya İzmit’ten fabrikadan TIR’a yükleyeceğiz gara boşaltacak, tren alıp Samsun’a getirecek gardan tır alıp tesisime getirecek, bu bir zaman kaybıdır, bu ek masraf getirir, ben TIR’a İstanbul’dan malımı yükledim mi fabrikadan sigortamı yapıyorum kırmadan dökmeden gelip kapıma yıkıyor, bir de trenle memur zihniyetiyle mi uğraşacağım'
İşte cevabı!
Şu an Samsun Limanı’ndan sebze ve meyve taşımacılığı yapılıyor. Ancak zamanla yarışılıyor. Bu trenin işi değil. 'Peki niye insan taşınmıyor' diye soruyorum,,
'Yalnız turistler birde nostalji amaçlı binenler için yük treninin arkasına birkaç tane yolcu vagonu takıyorlar buraya yolcu Ankara’ dan geliyor.
Amasya-Samsun arası dik rampa fazla Samsun'dan bir motor gidip gelen treni arkadan destekliyor iki motorla Samsun’a geliyor' diyorlar.
Ancak ne hikmetse tren Trabzon’a gelirse bu şehir kalkınacakmış.. Bu olmayınca 'tershane' dediler yapıp bitirip patates ve mısırı diktiler. Bir tek kişi çalışmadı. Buraya 'lojistik bölge' dediler,
Of'a getirip kurmayı planladı büyüklerimiz.
Ne hikmetse daha kurulmadan 'elektrik ve mekanik bölge' dedik.
Şükürler olsun Arsin Organize Sanayi Bölgesi karşısında kurulması için büyüklerimizden sözünü de aldık.
Peki bu ülkede örneği var mı yok, kuruluş kanunu var mı yok, kurulmuş olan var mı oda yok, peki olmayan şey nasıl kurulur?
'Siz denizi bir doldurun biz bunu kurarız' derler ya, bir deli bir kuyuya bir taş atar kırk akıllı bulup da çıkartamaz işte öyle bir şey bu galiba!
Kusura bakmayın ama öyle bir şey!.