Şimdi Balyozcu geçinenler kısa bir zaman önce “Eşşek gibi yatacaklar, seçilmiş hükümeti yıkmak niyeti de neymiş, görsünler cezalarını” derken vücudundaki 206 kemiği yerinden oynayanlar şimdi ise “Hiç suçlu değil diyemeyiz ama bir kumpas da olmuş galiba” diyerek kendilerini mırın kırınla tekzip ediyorlar.
Oysaki biz dün ne düşünüyorsak, bugün de aynı şeyi düşünüyoruz?
Ben başından beri Tür askerinin genetiğinde bir darbe yapma eğiliminin varolduğunu, darbeye yeltenebileceklerini hep ifade ettim. Bu yeltenmeye; idam cezaları, müebbetler gibi saçma cezalar verme yerine, bu geleneği ortadan kaldıracak makul cezalar 'eylem fiiliyat kazanmamış' ilkesine dayandırılarak verilmesini hep savundum, bugün de savunuyorum.
Zaten daha bugünkü tahliyeleri görmeden cezaları açıklandığı zaman “Böyle büyük cezalar tahliye ettirir” demiştim, nitekim hiç yanılmadım.
Bir de şu var ki silahlı kuvvetlerimizin öteden beri adı Peygamber Ocağı olsa da bunun gerektirdiği hassasiyete dönük konum almadığını ben de askerdeyken müşahade ettim. Ama orduya derin bir sevgiyle bağlı bir hissiyata sahip olduğum için bu durumu 'güzelin kusuru' olarak belleyip bir düşmanlık algısını asla taşımadım.
"Milli orduya kumpas kuruldu" sözününü suç ve ceza bağlamında değerlendirdiğimde anlamlı buldum. Çünkü kuvveden fiile geçmiş bir şey olmadığını zaten biliyorduk. Emeklilerin ihtilal yapmasının olası olmadığı hakikati de düşünceme dayanak oldu.
Yalnız kim kumpas kurdu sorusunun cevabı beni tatmin etmedi pek. Direkt ABD dense makul bulurdum ama aracı unsur olarak paralel denmesi bana bir adres karmaşası gibi geldi, halen de geliyor.
Çünkü bir cemaatin ne kadar güçlü olursa olsun bir ülkede bunlara yeltenebilecek güce ulaşabileceğini aklım hafsalam almıyor.
Eğer böyleyese bence daha vahim bir manzara ortaya çıkmış oluyor ki ülkeyi yönetenler uyuyor anlamına geliyor. Bugün bir şeyler yaparak bu badireden kabul edelim kurtulduk. Yarınki uyku bölünmüş bir Türkiye ortaya çıkarırsa nasıl kurtulacağız?
Ayrıca soru şu, bu Balyoz ve Ergenekon gibi davalar hiç açılmasaydı Türkiye'nin bugünkü konumu nasıl olurdu?
Tahminen PKK ile kimse anlaşma imzalayamaz, kültürel hakların dışında hiçbir beklenti mantıklı bulunmaz, terör sindirilmiş konumunda kalır belki de bütün unsurlarıyla teslim bile olmuş olurdu.
Siz bakmayın "Bu metodlarla 30 yıldır başaramadık" yalanına. Türkiye bu işin tam belini kırdığı anda gelişti bu davalar. Belki de asıl kumpasın nedeni buydu. Ordunun cevval, savaşçı ruhunu sindirmek, pasif, bayrağın bile indirilişine tepki veremeyen bir anlayışa sürüklemekti. Bunun da başarıldığını görüyorum.
Yarın, saçma bir kararla karmaşa yaratan bir şike süreci analiziyle okurlarıma söyleyeceklerim var..