Bu yazı futbolu bıraktığını ve son maçına Trabzonspor forması ile çıkacağını açıklayan Marek Hamsik’e yazılmış bir açık mektuptur.  

“Elveda Grande… 

Vedalar zordur. Henüz daha yeni kavuşmuş iken biraz daha… 

Bizlere sadelikle zarafetin bir sunumu gerçekleştirdiğin için sana teşekkür borçluyuz. Ancak sana bir futbolsever olarak teşekkür etmeden önce taraftar olarak söylememiz gerekenler var. Çünkü taraftar olarak bizlerin çok daha büyük öncelikleri mevcut.

Aidiyet. 

Dünyaca ünlü bir futbolcu olarak bizim ile benzer duyguları paylaştığın için teşekkürler ederiz. Çünkü biliyoruz ki bu duygular için öncelikle çok sevmek gerek. 

Sen futbolcu, biz taraftar çok sevdik. Sen amatör ruhlu bir profesyonel biz taraftar ruhlu amatör. Belki de biraz gereğinden fazla. 

Muhtemelen bilmezsin. Çok dramatik sezonlar yaşadık. Hayal kırıklıklarına gebe sezonlar… Nice canlar verdik. Uzanıp tam tutacakken kaybettik. Bazen beceremedik. Bazen engelleyemedik. Bilmezsin ama anlayabilirsin. Anlayabileceğini biliyoruz. 

Çünkü bizler bu yörenin yağmurlu havalarında başı önde sezonlar geçirirken, sen de Napoli’nin tam olarak kestiremediğimiz ikliminde özdeş sezonlar yaşadın. Belki biraz bencilce ama bunu sana yaşatan kadere de teşekkürler. 

Seni ve bizi benzer duyguya getiren şey sabretmekti. Sabrederek vazgeçmemek. Sıkıcı bir tekrar ile denemek. Her seferinden tekrardan… Tekrardan… Stadın ışıkları kapandığında boş sahaya bakarak oturmayı en iyi biz biliriz. Ayağa kalkıp bir sonraki hafta tekrar stadın ışıklarını açmasını da… 

Sen basit profesyonel tercihlerle kariyerine sayısız şampiyonluklar ekleyebilecek dünyanın sayılı oyuncularında biriydin. Bunun yerine bir şehrin sembolü olmayı tercih ettin. Birçoğuna göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcu sayılan Maradona’dan sonra Napoli’nin simgesi oldun. 

Her seferinde olacak gibi oldu. Ama olmadı. Tıpkı bizim gibi… Bu yüzden bizi en iyi sen anladın. Ve de seni de biz. O yüzden elinde meşalelerle maratona doğru koşarken en çok biz ağladık. 

Elveda Grande. 

O kupa senin ellerinde göğe yükseldiğinde bir şehrin bütün dar sokaklarına, bu sokaklarda düşe kalka top oynayan bütün çocuklarının üzerine güneş doğdu. Mezarlarına mavi yağmurlar yağdı. Gugar parmaklı neneler sildi evlatlarının gözyaşlarını. 

 Bize baş etmesi çok zor, derin hasretler bıraktığın için teşekkürler. 

Elveda…”