Koyun can derdinde, kasap et derdinde!...
Bu özdeyiş şu andaki Trabzonspor’a o kadar uygun ki...
Kulübün çok kötü yönetildiğini bilmeyen yok! Ancak birçokları iş işten geçtikten ve Trabzonspor her açıdan dibe vurduktan sonra, ‘Sadri Şener ve ekibi gerçekten bu işi bilmiyor ve kulübü batırıyor’ demeye başladı. Oysa 2007’de göreve geldiklerinin ikinci ayında bu tespiti yapmak gerekiyordu. Yabancılaştırılan Trabzonspor ve paraların havalara saçıldığı transfer saçmalıklarını ne yazık ki birçokları göremedi. Sahada geçmişe göre göreceli başarı, birçok insanın gözlerine perde inmesine neden oldu.
Oysa, o günlerde uyarı yapıyorduk. Bu yolun sonunun çıkmaz sokak olduğunu anlatıyorduk. Ama dinletemedik. En yakınlarımızdakiler bile bize dudak büküyordu, burun kıvırıyordu.
Olsun!..
Şimdi bunları çok da gündeme getirmenin ve uzun uzun tartışmanın zamanı değil.
Öngörümüzde haklı çıkmamız, Trabzonspor’un bugün geldiği noktadan çıkışı için bir sonuç üretmiyor. Ve yapılması gereken şey bu karanlık günlerde her birimiz, üzerimize düşeni yaparak Bordo-Mavili takımın sahada düze çıkmasına katkıda bulunmaktır. En azından kümede kaldığını garantileyene kadar...
Böyle bir dönemde tribünlerden, yönetime sürekli olarak ‘istifa’ diye bağırmanın yaratacağı olumlu hava var mı?
Muhaliflerin kongre istemesi, son 10 haftada takımı şaha mı kaldıracak?
Bu noktada, sahadaki futbolcuya küfür ederek, tepki göstererek elde edeceğimiz bir başarı da görülmüyor.
İş buraya kadar geldikten sonra teknik direktörü sürekli sorgulamanın da bir mantığını göremiyorum.
Böyle bir dönemde kendini Trabzonsporlu olarak tanımlayan herkesin baltaları gömmesi gerekiyor.
Yapılacak şey yönetimin, teknik kadronun, ya da futbolcuların değil, Trabzonspor’un etrafında kenetlenmektir.
Bugün Federasyonuyla ve kurullarıyla, hakemleri ve medyasıyla Trabzonspor’un üzerine çullanmaya çalışanların püskürtülmesi, ancak tüm camia bütünlük içinde hareket etmesiyle mümkündür.
Ve bunu yapmalıyız.
Yarın ‘eyvah’ para etmez.
Bugün post kavgasının, koltuk kapma çabası göstermenin zamanı değil.
Önce yok etmeye çalıştığımız koyunun ayağa kalkması için el ele verelim.
‘Acaba ölecek mi?’ sorusunu kafamızdan sileceğimiz günleri bir görelim
Sonra et derdine düşeriz olmaz mı?!..