Yıllar önce...
Devrin başbakanı rahmetli Özal, yurt gezisinde...
Karayoluyla Trabzon’dan, Giresun’a gidiyor.
Halk yollara dökülmüş.
Başbakan her ilçede halka sesleniyor.
Beşikdüzü halkı da taraflı tarafsız, henüz inşaat halindeki BEST Otel’in önünde toplanmış.
Kalabalığa müthiş bir coşku hakim.
Başbakanı taşıyan otobüs BEST Otel’in önünde durur.
Dönemin belediye başkanı, bizzat başbakan tarafından otobüse davet edilir.
Başbakan, karşısına aldığı belediye başkanına inşaat halindeki oteli işaret ederek sorar:
_ Sayın başkanım bu nedir?
Belediye Başkanı:
_ Efendim, temeli bizden önce atılmış ve bizim de bitirmek için gayret ettiğimiz bir otel inşaatı.
Başbakan:
_ Oooo çok güzel, bitirmek için ne kadar paraya ihtiyacın var?
Belediye Başkanı:
- Efendim, otelimizi en kısa zamanda tamamlayabilmek için paradan önce bir kaymakama ihtiyacımız var!
Başbakan:
_ Yaa öyle mi? Peki sol tarafta sıra sıra dizilmiş tek katlı bir inşaat sahası var, o nedir?
Belediye Başkanı:
_ İlçemize sizin de katkılarınızla şehirler arası otobüs terminali kazandırıyoruz ancak bu hizmetin daha da bir anlam kazanabilmesi için kaymakama ihtiyacımız var, efendim.
Başbakan:
_ Hımmm! Başkan,sen her konuyu kaymakama bağlıyorsun... Hadi bakalım, verdim gitti, hayırlı uğurlu olsun...
Yine, 12-13 yıl öncesi.
Beşikdüzü, organize sanayisinin peşine düşmüş.
Dönem koalisyon dönemi.
“Beşikdüzü’lü mlletvekili” OSB için bastırıyor.
Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Uzungöl’e gelmiş.
Bakanlar içinde Beşikdüzü OSB’yi imzalamayan da bir tek O.
Vekil bastırıyor da bastırıyor.
Bakan bıkıp, usanmış.
Bir anda vekile dönüp:
_ Şuradan suya bu şekilde atlarsan imzalayacağım söz, der.
Beşikdüzülü vekil bir an bile tereddüt etmez, suya atlar.
Herkes şaşkındır.
Şaşkınlık geçince de herkesi gülme krizi tutmuştur.
Sudan sırılsıklam çıkan vekilimiz gözlerini, sayın bakanın gözlerine diker.
Vekilin gözleri, adeta “İstedin yaptım, şimdi sıra sende, yap görevini” der gibidir.
Sayın bakan biraz şaşkın, biraz mahcup, biraz da kızgın.
_ Tamam, imzalayacağım.
Farklı zamanlarda, farklı ortamlarda yaşanmış ve gerçek olan bu iki olayın ortak bir noktası var.
Ortaya konulan irade ve kararlılık ...
İşte o kararlılık anları; siyasetçisiyle, bürokratıyla, halkıyla tek ses, tek yürek olunduğu anlardır...
İşte ortaya konulan o irade anları; horonun hep birlikte dik oynandığı anlardır...
Beşikdüzü şimdi de fakültesini dört gözle bekliyor.
Geçmiş yıllarda ortaya koyduğumuz iradeyi ve kararlığı bugün de sergilemeliyiz.
Geçmişte oluşturduğumuz sinerjiyi tekrar oluşturmak durumundayız.
Oluşmuyor, oluşturulamıyorsa da nedenlerini sorgulamak zorundayız...
Yoksa hep geçmişi anlatmaktan ve özlem duymaktan öte yapacak hiç bir şeyimiz kalmaz!