1996-2014...
Devir değişti, futbolda bazı kurallar değişti, onlar hiç ama hiç değişmedi...
Taktik aynı, kedi misali; hem ye, hem bağır, hem de çağır!
Uluorta yapılanlara Trabzonsporlular harici herkes kör ve sağır..!
***
18 yıl evvel Trabzon’da görev yapan polisler emekli oldu.
O yıl askerde olanların çocukları bugün askerlik yapacak yaşa geldi.
Siyasetçilerin çoğu ununu elemiş bir kenara çekilmiş.
O yıl Kenan Evren de bayağı bi dinçti..!
***
Niye Kenan Evren’den bahsettik?
Ülkede sivil yönetim olmasına rağmen Trabzon’da askeri yönetim hâkimdi o gün;
10 Trabzonsporlunun etrafında 1 polis, 2 jandarma fink attı Avni Aker’in etrafında ve caddelerde...
Yüksek sesle “Şampiyon Trabzon” bağırmak yasak!
Aynı gün asker, polis ve dayakla tanışan çocukların gözünün önünden o sahnelerin gitmesi; dünyaya gözlerini yumdukları zamandır ancak!
Aygün’ün başının yarıldığı(!) gün, bir yudum mutluluğu Trabzonsporlulara fazla gören baronlar ve patronlar işbaşındaydı.
Kolay değil o günleri, emir eri Aygün’ü unutmak-hafızlardan silip atmak..!
***
1996’da Ali Şen, 2014’te Aziz Yıldırım...
Biri bir taşla şampiyonluğu kaptı, bi madalya takmadıkları kaldı, diğerini anlatmaya gerek yok; neler yaptığını yedi düvel biliyor...
“Bir taşla şampiyon olduklarını” itiraf eden, hiçbir şey olmamış-yaşanmamış gibi işine devam etti.
Şen’in itirafı büyük bir tepki görmesi gerekirken, ülkenin çoğunluğu pişmiş kelle misali güldü geçti.
Tersi olsaydı; Trabzonspor başkanını anasından doğduğuna pişman, Trabzonspor’u da yerle bir ederlerdi!
***
Fenerbahçe 3 yıldır TFF ve siyasiler sayesinde ayakta duruyor.
Bu sezon hakemleri arkasına alarak, TFF’ye posta koyarak şampiyonluğa gidiyor.
Şampiyon olsa ne yazar!
Zira eloğlu bu oyunu bozar!
Zaten iki de bir “ bizden uzak olun” demiyorlar mı?
***
1996’da ilk emir Ankara’dan gelmişti, 2014’teki Trabzon’dan geldi:
“Gerekirse balkonlara polis koyarım”
Sn. Vali, biz buna alışığız...
Çatılarda uzun namlulu silah taşıyan keskin nişancılardan bahsetmediğiniz, sokaklarda tanklar gezdirmek istemediğiniz, biber gazlı polislerden bahsetmediğiniz için duacıyız...
Konu açılmışken;
İstanbul’daki statlarda bu zamana dek onca olay oldu; araçlar yakıldı, seyirci bıçaklandı, insanların canı yandı...
Kadıköy, Beşiktaş ve Mecidiyeköy’deki evlerin balkonlarına polis yerleştirildi de bizim mi haberimiz olmadı?
***
1996 yılında itinayla devreye sokulan plan, sinir sistemleriyle oynanan Trabzonspor taraftarına asli vazifesini unutturmuştu. Aslında amaç buydu. Kaş ile göz, taş ile yalan söz arasında Ali Şen işini karşıya geçirdiği artık herkesin malumu...
Gelelim bugüne...
Trabzonspor’un kaybedeceği fazla bir şey yok. Kaybetmiş kaybedeceği kadar.
Fenerbahçeliler düşünsün; Trabzonspor’dan yara alırlarsa, o yara kolay kolay dikiş tutmaz. Buna 2011 yılında yaptıkları da eklenince; dünyanın bütün hekimleri bir araya gelse çare bulamaz!
Demem o ki, Fenerbahçeliler için bu maç 1996 yılındaki maç kadar önem taşıdığından, kazanma adına saha dışında ve saha içinde ellerinden geleni yapacaklardır. Bülent Yıldırım’ın da bu maça atanması tesadüf değildir.
***
Trabzonspor taraftarına gelince...
Her Trabzonspor-Fenerbahçe maçı öncesi devreye sokulan oyunların etkisi altında kalmamalılar. Aksi takdirde; desteğe ihtiyacı olan futbolculara bu olumsuzluk (stres) halini farkında olmadan yansıtırlar ki, süreç Trabzonsporlu futbolcuların aleyhine, Fenerbahçeli oyuncuların leyine işlemeye başlar.
Rakip futbolcuların tahriklerine kapılmak, Bordo-Mavili oyuncuların konsantrasyonu bozar.
Seyirci, enerjisini Trabzonsporlu futbolcuları motive etmek için kullanması halinde; oyuncuların performansı yüzde 25 artar; bu da Trabzonspor’un galip gelmesi demektir!
Sonrasını bırakın Fenerbahçeliler düşünsün..!