Bu maçı izledikten sonra eski bir Trabzonsporlu olarak bir maç kritiği yapmak çok zor geliyor. Geçmişteki Trabzonspor’un, özüne ve geçmişteki başarılarının kaynağına bakıyorum, bir de bugünlere gelmiş Trabzonspor’a. Ve arada çok ama çok büyük fark görüyorum.
O günkü rakiplerimizle bugünkü rakipleri değerlendiriyorum, ne karşıda rakip var, ne de Trabzonspor’a kafa tutacak rakip.
Mersin İdman Yurdu gibi bir takıma karşı ölü toplar neticesinde alınan galibiyete sevinmek bu galibiyeti kutlamak Trabzonspor için bir başarı göstergesi ise, yanıldığımızın bir tescilidir. Trabzonspor’da takımdan önce Halillhodzic’i dizginlemek lazım. Çünkü müsabakada hakemin kararlarını nasıl değerlendirdiğini anlamakta zorluk çekiyorum. Halilhodzic’in saldırganlığını önlemek için ona da bir güvenlik ekibi lazım.
Maçın ilk yarısını değerlendirdiğim zaman her iki takım adına da söylenecek güzel şey bulamıyorum. İkinci yarıya baktığımızda farklı bir şeyler düşünmek zor. Rakibin 10 kişi kalması Trabzonspor’un moralini biraz daha yükseltse de oyun kalitesine fazla bir şey katmadı.
Kazanılan iki gol Trabzonspor’un galibiyetinde başrol oynadı. Sonuç olarak şunu söylüyorum; Trabzonspor’un karşısındaki rakibi rakip sanmak çok yanıltıcı bir tahmin olur. Trabzonspor’un bu oyunuyla birlikte geleceğe umutlu bakmamız da hayalcilik olur. Hocanın kulübedeki davranışları Trabzonspor camiasına ve Trabzonspor’a yakışmıyor. İnşallah bundan sonra Trabzonspor, bizlere daha güzel Trabzonspor seyretme imkanı sağlar.