Ahmet Türk, sizin bildiğiniz malum şahıs değil, bu Borçkalı... Yıllar önce fındıklığına dadanan bir ayıyı vurarak öldürmüş. Ayı öldürmenin suç olduğunu bilmiyor tabii. Netice mahkemeye düşmüş. Hakim bu suç olan fiili işlemenin cezasının olduğunu bilmiyor musun diye sormuş. O da bilmiyordum diye cevap vermiş. Nasıl bilmezsin meclisten bu konuda kanun çıktığını biraz da hiddetlice hatırlatmış. Ahmet Türk, "Desene hakim bey, ayının mecliste adamı var da bizim yok" demiş. Ne ceza verirsen kabülümdür diye de eklemiş. Hakim gülmüş, bir cezaya hükmetmeyerek davayı kapatmış.
Çok yakinen tanıdığım Ahmet Türk gerçek manada bir halk aydınıdır.
Kendisini telefonla aradım. Aracı olmuşsun. Ne aracısı dedi. Apoyla devleti uzlaştırma görevi verilmiş sana dediğimde uzun bir kahkaha attı. Sonra ciddileşti. Hocam dedi içerdekinin mecliste adamı var da senin Ahmet amcanın köyde muhtarı bile yok. İki gün önce istifa etti dedi. Çok dertli görüyorum seni dediğimde uslubunu biraz bozarak okkalı bir küfür savurdu. Sözlerini şu veciz sözle tamamladı: "Rotasız gemi doğru sefer yapamaz, ayı bugün de fındığımı kapamaz" dedi.
Türkiye var olan dinamızmini boş uğraşlara feda etmemeli. Kuklayla değil kuklacıyla meselesini çözmeli. Göstermelik, hükümsüz kişilerle masaya oturarak zaten adamların isteğini yerine getirmiş oluyor. Amaçları masa olanlara masa veriliyor ama bizim amacımız huzur ise bize verilmeyecek maalesef. Çünkü sanal kişilerle, tetikçilerle görüşerek problemi halledeceğimizi zannetmek amiyane tabirle safdillik değil de nedir?
Hangi Ahmet Türk'le görüşmek çözüm! Ayı vuranla mı dayı olanla mı ?