Kunduracılar Caddesi'nde esnaf kocaman bir bayrak astı. Türk Milleti'ne yaşatılan kabir azabı veren müessif olay bununla telin edildi. Evet bayrağın bir mesajı vardı ama asıl mesaj bayrağın altına iliştirilmiş pankartta yazılıydı. "Mermiden hızlı koşabiliyorsan gel indir" yazısı sözün bittiği noktaya işaret ediyordu.
Trabzon'u niçin çok sevdiğimi bir kez daha anladım. Milli hassasiyet dendiğinde Türkiye'nin başkenti Ankara değil Trabzon oluşunu somut olarak görmem ne kadar doğruymuş diye bir kez daha anladım.
Bayrak hassasiyetinin Trabzon'da partisi yok. CHP'lisinden MHP'lisine ve AK Partilisine uzanan Saadet ve Büyük Birlik Partisinde de temayyüz eden bu duruş işte Trabzon'u Bayrağın Başkenti konumuna taşıyor. Diğer illeri küçümsemiyorum ama hissiyatın zirveleşmesi açsından bir değerlendirmeyle bu yorumu yapıyorum.
Şimdi gelelim Kunduracılar'da bayraktaki slogana. Açıkça beceriksiz siyasi duruşa ve çekingen askeri unsurlara deniyor ki ne pahasına olursa olsun biz o bayrağı indirtmezdik. Söylemle değil, somut olarak o bayrağa uzanan eli anında ölü ele dönüştürür, buna yeltenen her kimse onu doğduğuna pişman ederdik denmek isteniyor.
Nöbet ne için tutulur? Nöbet, kirli emellerle, niyet kanserine uğramış kişileri tesirsiz kılmak için tutulur. Emir komuta zinciri geniş zamanların işidir. Anlık olaylarda komuta da sende emir de sende olmalıdır. Eğer o iradeyi dünyalık menfaatler uğruna gösteremeyeceksen başka meslek seçmekte fayda var.
Trabzon'da böyle bayrak indirme hadisesi zaten yaşanmaz, yaşanamaz. Dahasını da söyleyeyim, Trabzonlunun olduğu hiçbir ortamda buna cesaret dahi edilemez.
Örnek mi? Muhtarların muhtarı Yaşar Ertem ağabey bu olayı yorumlarken aynen şunları söyledi. Onun sözüyle yazımı tamamlıyorum. Arkamdan bana kalaşnikof çevrilmiş olsa o direğe çıkanı indirir, sonra vücuduma yağacak mermilerin ferahlatıcı rahatlığıyla canımı teslim ederdim.
Anlayacağınız şehadet için kaçan fırsatı değerlendiremeyenlerden vatana fayda gelmez.