Seçim öncesi birçok anket yapıldı. Rakamlar ortaya konuldu. Seçim sonuçlarını doğru tahmin eden iki araştırma şirketi Konda ve A&G, tercihlerde etkili olan kriterleri ortaya koydu.
İki bilen A&G Araştırma Şirketi’nin sahibi Adil Gür ve Konda Genel Müdürü Bekir Ağırdır seçim sonuçlarıyla ilgili ilginç değerlendirmeler yaptı.
Sözü gelin onlara bırakalım.
***
Doğru adayla
oy alınıyor
Adil Gür
(A&G Araştırma Şirketi):
AK Parti’ye oy veren yüzde 45’in içinde ezici bir çoğunluğun yüzde 80’inden fazlası ‘Merkezi hükümetin ve belediyelerin hizmetlerinden memnun olduğum için oy veriyorum’ diyor. AK Parti’nin sadece yüzde 14’ü, ‘Başbakan’a bir kumpas kuruldu, elden gidiyor, paralel yapı, sahip çıkalım’ diyor. AK Parti dindar ve muhafazakâr olduğu için iktidar değil, CHP Atatürkçü, laik ve sosyal demokrat olduğu için iktidar olamıyor değil. Nedenler sosyolojik ve ekonomik. İstanbul, Ankara, Hatay örnekleri ortada. Demek ki doğru adayla oy alınabiliyormuş. Kutuplaşma Başbakan’ın, AK Parti’nin işine geliyor. Türkiye’de yolsuzluk iddiaları insanların hiçbirini etkilemiyor anlamında söylemiyorum. Ama aşla ilgili, kredi kartlarını ödemekle ilgili sorunu olan birinin temel önceliğinin yolsuzluk olacağını beklemek fazla iyimserlik olur zaten.
Etnik, mezhepsel, ideolojik nedenlerle oy veren yok mu, elbette var ama bu seçmenin büyük bir çoğunluğu değil, yüzde 35-40’ı. Daha önemli bir bölümü var ki daha çok cebine bakıyor. Bu seçimin şöyle bir sonucu olacaktır: Başbakan cumhurbaşkanı adayı olup olmama konusunda kararını netleştirecektir. Cumhurbaşkanlığına adayım derse, 2 seçimi beraber yapmak partinin hayrınadır. Cumhurbaşkanı olduktan sonra Tayyip Erdoğan’sız bir parti düşünmek, partiyi kaderine terk etmek olur. 17 Aralık’tan bu yana yaşadığımız kavgaların ekonomik faturasını, döviz kurlarında, faiz kurlarında gördük ama henüz vatandaşın cebine yansımadı. Bu süreç ne kadar uzarsa hükümetin aleyhine gelişir. BDP’nin oylarını yerel seçimlerle ölçmek doğru değil.
***
AK Parti yüzde 53’ten geriledi
Bekir Ağırdır
(KONDA Genel Müdürü):
AK Parti’nin oyu Gezi’den önce, açılımla beraber nisan ayında maksimuma ulaşmıştı, 53’lere. Gezi’den sonra git gel yaşadı, ekimde toparlıyor gibiydi fakat 17 Aralık’tan sonra 46’ya kadar gerilemiş oldu. Sonuçta, anketlerde de alabileceği görülebilen bir oy oranından geriledi. 2’nci etkisi o tarihe kadar AK Parti seçmeni partisinin ülkenin sorunlarını çözeceğinden, seçimi kazanacağından, kim başbakan olsun dendiği zaman kendi lideri olacağından emindi, yüzde 95’ler mertebesinde. Bu oranlar CHP’ye oy vereceğini söyleyen insanlarda yüzde 55-60 civarındaydı. AK Parti’de bu şimdi geriliyor, şu anda hoşnutsuzluk hiç yok değil, 4’te 3’lere düşmüş durumda.
Türkiye’de dindarlık seviyesi veya gelir dağılımı hangi dilimlerden oluşuyorsa AK Parti o dilimlerde de paralel. O anlamda kitle partisi. Ama sosyolojik, ama kültürel ama demografik kümelerin hepsinde coğrafya olarak AK Parti var. Sorun diğerlerinde çünkü diğerleri ya coğrafya olarak veya kültürel kimlik olarak veya sosyolojik olarak bir yerlere sıkışmış durumda. BDP sadece Kürt sorunu üzerinden seçmenden ve bölgeden oy alıyor. MHP geleneksel hayat tarzına sahip, muhafazakâr ama muhafazakârlığının referansını dinden değil geleneklerden, kırda yaşayanlardan, ağırlıklı olarak lise mezunlarından oy alıyor. CHP ise yüksek eğitimlilerden, yüksek gelirlilerden, Alevilerden ve kıyılardan...
***
Seçimlerin anketlerde iki bileni işte böyle diyor!..