Bu ülke nasıl kuruldu? Bu genç Cumhuriyet, doğuşundan bugüne nasıl nesiller yetiştirip bu yerlere geldi? Bu ülkeyi kuran o büyük iradenin ileri görüşlülüğünü gösteren hamlelerin hepsi tek tek konuşulacak, anlatılacak ve unutulmayacak önemli anılardır..
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ne kadar ileri görüşlü olduğunu, Cumhuriyeti sağlam ellere teslim etmek ve ilelebet yaşatmak için neler yaptığını görmek açısından tarihsel iki satırlık telgrafın başlangıcı ile bitişi çok ama çok şey anlatıyor..
Gelin okuyalım..

***

İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci olduğum
sıralar, okul duvarında
bir ilan gördüm:
"Avrupa'ya
talebe yollanacaktır."
Allah
Allah, dedim!
Ülke yıkık dökük, her
yer virane, Lozan yeni
imzalanmış, bu durumda Avrupa'ya
talebe...
Lüks gibi gelen
bir şey...
Ama
bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz.
Benim ismimin yanına Atatürk, "Berlin
Üniversitesi'ne gitsin" diye yazmış.
Vakit geldi, Sirkeci Garı'ndayım ama kafam çok 
karışık.. 
Gitsem mi, kalsam mı?
Beni orada  unuturlar mı?
Para yollarlar mı?
 Tam gitmemeye karar  verdiğim, geri
döndüğüm sırada bir post müvezzi ismimi çağırdı
 "Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir
telgrafın var."
"Benim" dedim.
 Telgrafı açtım, aynen şunları yazıyordu.
 "Sizleri bir kıvılcım olarak
yolluyorum, alevler olarak geri
dönmelisiniz."
 İmza
Mustafa
Kemal..
Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım.
"Şimdi gel de gitme, git
de çalışma, dön de bu  ülke için
canını verme" dedim.
Düşünün 1923'te o kadar işinin arasında 11
öğrencinin nerede, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf
çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can
verilmez mi?
Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. 
Önce İstanbul
Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji
Enstitüsü'nü kurdum.
Kürsü başkanı oldum. Daha
sonra ülkemin (1974/1975)  Başbakanlığını yaptım.
Ben kim miyim? 
“Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim
adamı Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak'ım.”

***

Bu anı  çok ama çok şey anlatıyor sevgili okurlar..
Bu genç Cumhuriyeti kuran ve Türk milletine emanet eden o büyük iradenin, en zor şartlar altında bile Türk gençliğine verdiği değeri, şimdiki zihinlerine kara çalınan gençler de bir anlayabilse dememek mümkün mü?
Not: 1904 yılında Konya Seydişehir’de doğan eski Başbakan merhum Sadi Irmak TBMM'de 7 ve 8. dönemlerde CHP Konya Milletvekilliği, 74-75 yılları arasında ise Başbakanlık yapmıştı.11 Kasım 1990 yılında 86 yaşında İstanbul'da yaşamını kaybetmişti.

KİM İKİNCİ SINIF

Devlet şevkatli elini uzattıkça daha fazlası diyorlar!
Nereye kadar?
Sormak gerekir:
Bu milletin bir parçası olan..
Hangi Kürt kökenli insanımız, kardeşimiz..
Mimar ya da mühendis olmak istedi de onlar teknik üniversiteye sokulmadı mı?
Ülkenin herhangi bir yerinde mağaza, dükkan, kebapçı açtı da ona izin verilmedi mi?
Akdeniz'de, Ege'de beş yıldızlı otel-motel yapmak istedi de ona teşvik verilmedi mi?
Banka kurmak istedi de ona izin verilmedi?
Milletvekili adayı oldu da ona seçilme imkanı tanınmadı mı?
Turizm-seyahat acenteleri kurdu da ona ruhsat verilmedi mi?
Askerliği tercih etti de orduda yükselmesinin önü mü kesildi?
Milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı olamadı mı?
Kredi verilmedi, doktor bakmadı, okul kapısı mı kapatıldı?
Yurtdışına çıkmak istediğinde pasaport verilmedi mi?
Bugün Türkiye’nin her köşesinde öne çıkan, yükselen iş adamlarının çoğu Kürt kökenli vatandaşlarımız değil mi?
Artık devletin resmi kanalı TRT’de  onlar için Kürtçe yayın yapılmıyor mu?
Kız alıp kız vermeye devam  edilmiyor mu?
Birlikte horonlar tepilmeye, halaylar çekilmeye devam edilmiyor mu?
Et ve tırnak gibi oluşumuz nihayete mi erdi?
Bütün bunlar sonuna kadar özgürlük değil de nedir?
Kim bu ülkede ikinci sınıf vatandaş!
Biri cevap versin..
Bu millet aptal değil!..
Oyun belli, Kürt kökenli insanlarımızı kullanan dış tezgahlı odaklar, sabırla yol alıp, bu ülkeyi bölmek ve parçalamak istiyor!..
Peki kolay mı?
Cevabını siz verin!